Monthly Archives: Ağustos 2014

You are browsing the site archives by month.

Pekin Günlüğü

Büyük metropol Şangay’ın parlak göz alıcı ihtişamından sonra Pekin yaşlı yüzüyle karşıladı bizi.

Savaşan krallıklar döneminden bu yana bir çok savaşta yıkılmış ve defalarca tekrar kurulmuş dünyanın en eski başkentlerinden biri.

DSCN0676

Çin Seddi

Alçak yıpranmış binaları, eskimiş metroları ve otobüslerinin ardında çok iyi korunmuş bir tarih, şehrin içindeki büyük bakımlı parklar ve mutlu insanlar bizi açıkçası biraz şaşırttı. İnsanlar boş zamanlarının çoğunu sokaklarda ve parklarda oyun oynayarak, toplu spor yaparak, dans ederek yada ailece gezerek geçiriyorlardı. Gerçi Çinliler ile ilgili olarak ilk kırılan ön yargımız bu değildi, Çinlilerin kısa, ufak tefek olduğu yalanını kim söyledi bilmiyorum ama burada hala en kısa biziz… 😀

Read More →

Şangay Günlüğü

Pudong havaalanı..

Gerçekten geldik mi? Başladık mı şimdi!
Hadi bakalım diyerek yüzümüzde gülümsemeyle indik Şangay havaalanına 🙂

Bir liman kenti olan Şangay Çin’in en büyük şehri. Şehir ve metro haritalarını almak için girdiğimiz “Turist information”dakilerin ingilizce konuşamamasına şaşırarak otelimize doğru yola çıktık. Şehirde geçirdiğimiz 4 gün boyunca gördük ki oteldeki resepsiyonistler dahil hiç kimse ingilizce konuşamıyor. Hemen hemen tüm sorularımıza coşkulu bir “hayır bilmiyorum, git buradan, bana soru sorma, başka soru duymak istemiyorum” cevabı (tabiki vücut diliyle veriliyor bu cevap) verildi. Bu iletişimsizlik işlerimizi zorlaştırsa da zamanla farklı yöntemlerle anlaşmayı biz de öğrendik.

Read More →

Yola Çıkış

Acaba cennet nerede? Güneşli Latin ülkelerinde mi, Himalaya Dağlarının eteklerinde mi? Mercan adalarının kumsallarında mı, yoksa Güney Amerika’nın anıtsal dağlarında ya da Güney kutbunun buzulları üzerinde mi? Çöllerin sonsuz kum tepelerinde mi gizli? İnsanoğlu belki de düşlerini kurduğu cenneti hiçbir zaman bulamayacak yada içinde yaşadığımız yeryüzü hali hazırda cennetin bir parçası…

Yol İnsanı Arıtır…

image

Yeni güne başlama stresi olmadan uyandığım bir zaman ve yer arıyorum. Planların olmadığı, olmadığım bir karakterin içine sıkışmadan sokağa çıkabileceğim bir yer. Ve galiba sadece bu, sevdiklerimden uzakta yapabileceğim tek şey.. Senden beklentilerin olmadığı “0” noktasını arıyorum. Başka renklerin, başka bir havanın, başka suların, başka toprakların üzerinde kendini yeni değerler yeni duygular ile sadece hissederek tekrar tanımlayabilir misin? Yaratabilir misin? Yoksa döndüğünde hala giden kişi kalma ihtimalin var mı? Sanmıyorum..

Yol insanı arıtır…

Sahip olduklarını ve kaybetmekten korktuklarını küçültmelisin.. bir sırt çantası olmalı tüm mal varlığın; ve elindeki harita memleketin.. Dünyalıyım ben.. Bir turist ya da misafir olarak gezemem…

Banu/ 21/06/14