Monthly Archives: Ekim 2014

You are browsing the site archives by month.

Yuanyang Günlüğü

Uzun bir yolculuk sonunda pirinç terasları manzaralı hostelimize yerleşmiştik diye başlamak isterdim ama uzun yolculuğumuzu anlatmadan geçemeyeceğim.

DSCN2143 DSCN2155

Çin’in güneyine inmemizin en büyük sebebi pirinç teraslarını görmenin vakti nihayet gelmişti. Hiç bir güzelliğe ulaşmak kolay değildi Yuanyang’a giderken bunu bir kez daha tecrübe ettik. Lijiang’tan trenle, maalesef yine oturarak ama görece olarak daha konforlu 10 saatlik bir yolculuk sonrası Kunming’e varmıştık. Kunming şehir merkezinde hiç vakit geçirmeden pirinç teraslarının yer aldığı Yuanyang’a gidecektik. Tren istasyonu yakınından kalktığını öğrendiğimiz bir otobüsle şehirlerarası otobüslerin kalktığı ana durağa 1 saat sonunda varabildik. Yuanyang yolunun tadilatta olduğunu bu sebeple otobüslerin oraya gitmediğini bilet satıcısı kadının mimiklerinden anlayıp kısa bir hayal kırıklığı yaşasak da kadının yönlendirmesi ile apar topar Jin Shui otobüsüne bindik.

– Şimdi nereye gidiyormuş ki bu otobüs?

– Bilmem jinşan gibi bir şey söyledi sanki, geldiğimizi nasıl anlıycaz acaba 🙂

– Herkes inince ineriz 🙂

Evet 3 buçuk saatlik yolculuk sonrası herkes inince biz de indik 🙂

Read More →

Lijiang Günlüğü

Ucuz bilet bulmanın heyecanıyla aldığımız Lijiang uçağımız, beklenildiği üzere ucuz olmanın gereği gece yarısı Lijiang’a vardığında bizi sağnak yağmur karşıladı. Şehir merkezine otobüs bulabildiğimiz için şanslıydık. Merkeze geldiğimizde ise yakın olduğu için mi, ingilizce bilmedikleri için mi bizi almadığını anlamadığımız bir kaç taksi sonrası o saatte sokakta olan üç beş kişinin de yardımıyla taksiye bindiğimizde saat oldukça ilerlemişti. Sorumluluk sahibi taksi şoförümüz  -yağmurda bizi indirmeye de gönlü el vermediği için- açık adrese göre araç girmeyen ara sokaklarda koşarak hosteli arıyor, geri geliyor ve adresi bulamadıkça bizi bulduğu benzer isimli hostellerde indirmeye çalışıyor, hosteller ile fiyat pazarlığı dahi yapıyordu. Sonunda taksiciye teşekkür edip, hostelimize girdiğimizde Che tshirtlü yaşlı bir amca, elimize nevresimlerimizi tutuşturarak odamızı gösterdi. Sanırım şuana kadar kaldığımız en kötü odaydı ve nevresimler de pek hijyen vaadetmiyordu. Fakat biz çok yorgunduk ve neyse ki kurtarıcı uyku tulumlarımız vardı…:)

Kaldığımız süre boyunca Che tshirtü, kolunda bandana ve elinde sigara gülen yüzlerle bizi izleyen yaşlı amca ne zaman bir yol sorsak koşarak sokağa fırlıyor, yolu öğreniyor, otobüs numarası- durakları vs.. yazdırarak yine koşa koşa geri geliyordu. Bizi her gördüğünde misafirperverlik göstergesi olarak sigara ikram ederken, bahçede oturduğumuz zamanlarda sessizce yanımızda oturuyor, sadece gülümsüyordu. Hosteldeki tek yabancı turisttik. Bizim ona alıştığımız kadar sanırım o da bize alışmıştı ki, check out sonrasında beraber bir sigara içmeden göndermek istemedi.

Read More →

Xian Günlüğü

Tren yolculuklarına artık alıştık. Bu defa yataklı vagonumuz olacak, hem de yol kısa sadece 10 saat, daha önceki yataklı vagon deneyimimizin çok iyi olmasının verdiği rahtalıkla tren istasyonunda bekliyorduk. Trene bindiğimizde ilk şaşırdığımız şey kompartman kapılarının olmamasıydı, yataklar yanyana dizilmişti, yanlardaki paravanlarla diğer kompartmanlardan ayrılıyordu ancak önleri açıktı. Yataklarımızı ararken ranzaların 2 katlı değil 3 katlı olduğunu farkettik, en üst kata çıkmak zor olmalıydı(!)

IMG_4525

Read More →