Bali Günlüğü

Bali’ye giriş yaptığımız ilk anda, sert ve haşin pazarlıkların içine düştüğümüzün sinyalini almıştık. Haşin diyorum çünkü söz konusu para ise her türlü yalanın dolanın mubah olduğuna inanılıyordu. Türkiye’nin 80′ yapımı filmlerinin vazgeçilmezi kurnaz esnaf tiplemelerini burada sıkça gördük. Daha ilk gün havaalanında “tabii tabii minibüs, toplu taşıma, bakın devletin resmi kartı da burada!” diyerek boynundaki otopark giriş kartını gösteren taksi şoföründen sonra fiyatlar konusunda dikkatli olmamız gerektiğine hemfikirdik. Uzun bir müzakere sonrasında dolmuş diye götürdüğü aracın taksi olduğuna ikna ettiğimiz beyefendi, “ama ben size çok iyi fiyat vereceğim” diyerek 70ER’lik yola 350ER istiyor. Teşekkür edip, uzaklaşıyoruz. Wikitravel’ in telefon uygulaması Turdus’ dan yaklaşık fiyatları kontrol edebilmemiz yol boyunca çok işimize yaradı. Endonezya’da bulunduğumuz bir ay boyunca “Dün benzine %100 zam geldi, fiyatları arttırmak zorunda kaldık” cümlesiyle başlayan ve bire beş isteyen dolmuş pazarlıkları bizi çok yoruyordu. Günün yorgunluğunun büyük kısmını yaptığımız fiyat araştırmaları ve pazarlıklar oluşturuyordu. Endonezya bize en çok, sabırlı ve soğukkanlı olmayı öğretti sanırım; tabii sebep olduğumuz bir küçük* sokak kavgasını bunun dışında tutuyorum 🙂

DSCN5637

Bali’de ilk durağımız plajları ile ünlü Kuta oldu. Bembeyaz uzun kumsalları ve devasa dalgaları ile Kuta, sörfçülerin ve bizim gibi dalgalarla oynamayı sevenlerin favori duraklarından biri. Fakat adanın kültür merkezini tüm ziyaretçilerini büyüleyen Ubud oluşturuyor. Sadece sokaklarında dolaşmak bile insanı müthiş keyiflendirirken birbirinden farklı yapılardaki onlarca Budist ve Hindu tapınakları ve şaşırtıcı ritüelleri ile sizi hızla alıp birkaç yüzyıl geriye çekiyor. Budizm, Hinduizm ve Müslümanlığın bugün barış içinde yaşadığı Bali, bir dönem on binlerce kişinin katledildiği antikomünist devrim sırasında kırmızı akan nehirleri ile korku salmış.

DSCN5760

DSCN5930  DSCN5525 DSCN5573   DSCN6444 

Başkentin de bulunduğu en büyük adası Java’da halkının Müslüman ağırlıklı olması ve yönetim nedeni ile Müslüman ülke olarak bilinse de Endonezya’da her ada adeta birbirinden bağımsız kendi kültürünü ve inançlarını yaşatıyor. Bali ise Budizm, Hinduizm ve Müslümanlıkla beraber bir çok kültürü de barış içinde yaşatan çok renkli bir ada. İlk defa Ubud’da Holly Water tapınağında rengarenk çiçekleri suya bırakarak tanrılara sunan ve bu su ile yıkanan Hinduları, arınma ritüellerinde izliyoruz. Yine ilk defa burada kadın siluetli Buda heykelleri çıkıyor karşımıza. Denizin içinde büyük bir kayaya yapılmış Tanah Lot tapınağının yanında farklı mimarileri ve huzur veren muhteşem manzaraları ile Bedagul, Tampak Srink, Elephant Cave ve Uluwatu tapınakları adaya mistik bir hava katıyor. En büyük tapınağı Besakih ise hala Budistlerin en önemli buluşma noktalarından biri ve bir çok kalabalık törene de ev sahipliği yapıyor. Sarp bir kayanın ucuna inşa edilmiş Uluwatu tapınağının sessizliğini, gün denizin üzerinde rengarenk batarken sergilenen, ilkel Kecak dansı bozuyor. Teatral karakterlerle hikayelerin anlatıldığı dansta kostümler ve oyuncuların hiç bir enstrüman kullanmadan sesleri ile oluşturduğu ritim bizi ve tüm izleyenleri çok etkiliyor. Akşam üstü vardığımız Tampak Srink tapınağının bahçesindeki dere kenarında yıkanan kadınlar arasından, ince ince çiseleyen yağmurun altında 20dk yürüyerek devasa ağaçların altında kayalara oyulmuş büyük buda heykellerine varıyoruz. Budaların karşısındaki kapıdan tapınağa girdiğimizde ise buda tahtının bulunduğu geniş sunaklara ve bir çok heykele ulaşıyoruz.

DSCN5610

Tabii Endonezya’ya özellikle de Bali’e gelmişken yapılacak iki aktivitenin ilkini Haberci belgesellerinden bildiğimiz ünlü luwak kahvesi ile beraber onun üstünde farklı aromadaki kahveyi tadabileceğiniz coffee plantation merkezlerini gezmek oluşturuyor. Burada luwak maymunlarına yedirilen kahve sonrasında onların dışkılarından üretilen kahveyi bizzat adım adım üretimde görebilirsiniz. İkinci keyifli aktiviteyi ise bir sonbahar gününü anlatan yağlıboya tabloyu andıran pirinç terasları manzarasına karşı çay içmek oluşturuyor. Çevredeki sanat atölyeleri ise burayı daha da keyifli hale getirmiş.

DSCN5724

DSCN5657

Tabii Bali’de yapılacakları sıralamak yada bir kaç sayfaya sığdırmak çok zor. Hem farklı kültürlerin bir arada yaşamasının verdiği kültür zenginliğini, hem de doğanın dünya üzerinde en cömert davrandığı, müthiş doğal güzellikleri barındıran Bali’de sabah küçük sessiz bir koy keşfedip berrak sularda yüzerken, öğleden sonra kendi kurallarına göre yaşayan ve yıllar öncesinden gelen kültürünü yaşatan dışarıya kapalı bir köyün rengarenk sokaklarında dolaşabilirsiniz. Evleri ve sokakları kadar renkli boyanmış, süslü horozlara şaşırırken; kadın ve erkeklerin yerel kıyafetleri arasında ayrı ayrı sergiledikleri dini ritüellere tanık olabilirsiniz. Onlarca, yüzlerce simgesel anlatımı barındıran ritüellere kafa patlatıp çözmeye çalışırken; dışarıya ve medeniyete kapalı yaşam tarzını görmek için geldiğin köyün akşam belirli bir saatten sonra gerçekten kapatıldığına şahit olabilirsiniz. Başka bir gün kahvaltınızı volkanik bir dağ manzarasına karşı yapar ve dağı saran nehri izlerken, dağın eteğinde kurulmuş yüz yıllık köye ancak kendi köylüsü ile girebileceğinizi öğrenirsiniz. Yabancıların pek hoş karşılanmadığı Trunyan köyünün eski tapınaklarını hızlı hızlı koşar adım gezdikten sonra eğer ikna edebilirseniz köyden küçük bir kayıkla açılarak kayalıkların arkasına saklanmış mezarlığına gidebilirsiniz. Sizin kayığınız daha kıyıya yanaşmadan, bekçisinden midir, giriş kapısına konulan iki kuru kafadan mı bilmem; içinizi derin bir ürperti kaplar. İçeriye ilk adımı attığımız anda gördüğümüz fotoğraf, köy hakkında yazınların doğru olduğunu kanıtlıyor. Bu köyde ölüler yakılmıyor yada gömülmüyor. Ölen kişinin cansız vücudu diğerlerinin yanına yatırılıyor ve üzeri sadece ince bir bez ile örtülüyor. Tabii ilk çürüyen de bu bez parçası oluyor. Ayrıca ölüler birbirinden çapraz şekilde dikilmiş ince bir kaç çırpı ile ayrılmış. Ölen kişinin cüzdan, fotoğraf albümü gibi daha kişisel eşyaları be çırpıların içine üstüne yerleştirilirken; tencere, tava, bavul gibi eşyalar ise ortak bir alanda toplanmış. Ölülerin önünden ilerlediğinizde ise yaşlı bir çınar ağacının altında birkaç katlı bir platforma yerleştirilmiş yüzlerce kurukafa ve kemik bulunuyor. Burada geçirdiğimiz ve insana saatlermiş gibi gelen 15dk’nın ardından geldiğimiz kanoya atlayarak hızla uzaklaşıyoruz. Alçak ağaç dallarının altından geçerek uzaklaşırken, biz de tekrar nefes almaya başlıyoruz. Ubud’ a dönüş yolunda gelirken yolumuzu kesip haraç isteyen polisler yine durduruyor aracımızı. Aradan sadece kısa bir süre geçtiği için, kendi adil düzenlerine göre daha az para alıyorlar. Adanın bu bölgesinde polislerin olmadı yollarda da yerli çeteler yol kesip haraç topladığı için insanlara yol geçiş parası vermek garip gelmiyor.

DSCN6024

DSCN6333

Ertesi gün, biraz da rahatlamak için karakum plajı olarak da bilinen Amed bölgesine gidiyoruz. Karakum adını volkanik dağlardan gelen minerallere borçlu. Dalgıçların favori mekanlarından biri. Öğreniyoruz ki, sadece bir kaç yıl önce bu köy patlayan yanardağ nedeni ile çok ciddi kayıp vermiş. Burada kaldığımız iki gün boyunca bol bol yürüyor, gün batımını izliyor, evlerin arasına kurulmuş tuz üretim hanelerini ziyaret ediyor, gece ise Asya’nın vazgeçilmezi regi müziği ile kumsalda oturuyoruz.

DSCN6522

Bali’ye gelip de Lombak ve Gili adalarına geçmemek olmaz diye düşünüyoruz. Bir dönem hiç polis bulunmadığı için hippilerin, çiçek çocukların en önemli uğrak noktalarından olan Gili adası şimdi ise muhteşem manzarası ve butik otelleri ile turizmin vazgeçilmez noktalarından biri. Her yere yürüyerek gidebileceğiniz ve adanın çevresini iki saatte dolaşabildiğiniz Gili’ de illaki kullanacağım derseniz, tek ulaşım aracı atlar ve at arabaları. Şnorkel ve dalış buranın da vazgeçilmezi. Gerçekliğini garanti edemesek de köpek balığı yavrusu gördüğünü iddia eden dalgıçlarla tanıştığımızdan bahsetmeden geçemeyeceğim.

IMG_5779

Tüm bunların yanında Bali bize tatlı bir misafir getirdi. Bizi görmek isteyen ama bizi en çok da Bali de görmek isteyen İrem Bali ve Java adalarında bize katıldı. Tabii biliyoruz ki bunda Endonezyalı arkadaşlarının etkisi de oldukça fazla 🙂 İstanbul’dan gelen rakı ve mezelerin etkisi ile bir gecede 4 aylık anılarımıza maruz kalmış olsa da beraber seyahat etmek çok keyifliydi. Endonezyalı arkadaşların bizim için tutuğu, yatağının üzerinde gül yaprakları ile “Hoş geldiniz” yazan şık balayı süiti ise büyük keyif kattı.

IMG_5732

 

Post Navigation

yün cami halıları
mide küçültme ameliyatı
mide küçültme
tüp mide, mide küçültme ameliyatı
Caminin önünde ve iki yanında geniş cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir. İç avluya, biri cepheden ikisi yandan olmak üzere herbiri merdivenli 3 kapıdan girilmektedir. Bu kapılarla dış avlunun cümle kapısı, ozamana kadar benzeri görülmemiş bronz kapılardır. Kubbeden aşağı doğru indikçe mekan yayılmaktadır. Bu piramidel yükselme ve yayılma sonucunda göz yanlara ve yukarıya doğru aynı mesafelere ulaşmaktadır. Bu özelliklerden dolayı, mekanın neresinde olursanız olun, bütün mekana hakim görüş sağlarsınız. Kubbe yaklaşık olarak 43 metre yükseklikte ve köşeleri pandantifle doldurulmuş 4 muazzam kemer üzerine oturtulmaktadır. Caminin su basmanı üzerinde olması ve kubbe yüksekliği nedeniyle pencereleri oldukça fazladır. Böylece caminin içini süsleyen binlerce çini ve kalem işleri tatlı ışık altında görülmektedir. Caminin içindeki en önemli unsur, ince işçilikle yontulmuş mermerden yapılma mihraptır. Bitişik duvarları, seramik çinilerle kaplanmıştır fakat çevresindeki çok sayıdaki pencere onu daha az ihtişamlı gösterir. Mihrabın sağında, Caminin en kalabalık halinde dahi olsa, herkesin imamı rahatça duyabileceği şekilde dekore edilmiş mimber bulunur. Caminin içi her katında alçak düzeyde olmak üzere 50 farklı lale deseninden üretilmiş 20binden fazla çini ile döşenmiştir. Alt seviyelerdeki çiniler, geleneksel galerideki çinilerin desenleri çiçekler meyveler ve servilerle gösterişli ve ihtişamlıdır.