Bangkok Günlüğü

Endonezya’da bol koşturmacalı, çok yorulmacalı ancak çok keyifli bir ay geçirdikten sonra yeni trend tatil ülkesi Tayland’a geçiyoruz. 1 ay sürmesini planladığımız Tayland gezimizin ilk durağı Bangkok’a Bali’den 2 saatlik bir uçuşla ulaşıyoruz.

DSCN7517

Trenle şehir merkezine, oradan Tayland’daki meşhur ulaşım aracı tuktukla önceden ayarladığımız hostelimize geliyoruz. Bangkok’ta geçirdiğimiz ilk iki günde sadece dinlenip, daha iyi bir hostele geçiyoruz. Daha sonra hayatın bize hazırladığı süprizler sonucu yeni hostelimiz Bewel Hostel‘e birden fazla defa gelip kalacağımızı, gezimizde özel bir yeri olacağını o gün bilmeden yerleşiyoruz yeni hostelimize.

Tayland sonrası gideceğimiz Kamboçya ve Vietnam vizelerine Bangkok’tan başvurmak istiyorduk. Vietnam’ın Türk vatandaşlarına vize verirken sorun çıkardığını duymuştuk. Bu defa işimizi şansa bırakmak istemiyorduk. Bilgi alırız diye gittiğimiz Türk konsolosluğundaki görevli vizeler konusunda bizden daha bilgili görünmüyordu. “Dikkatli olun emi” tembihlerinden başka pek bir şey elde edemeden ayrıldık konsolosluktan. Google varken ne gerek vardı o kadar yolu gidip konsolosluğu aramaya. Verdiğimiz emeğe acıyarak geri döndük. Kamboçya vizesine Bangkok’dan başvurmaya, Vietnam vizesine ise Kamboçya’dan başvurmaya karar verdik. Kamboçya vizesini kapıdan alabileceğimizi öğrendiğimiz halde ilk defa tedbirli davranasımız tuttu. Vizeyi Kamboçya konsolosluğuna gidip 10dk içinde aldık. İlk 3 günün, vizeydi, konsolosluktu derken nasıl geçtiğini anlayamadık. Dördüncü sabah şehri gezmeye hazırdık. Hostelimiz backpacker’ların yoğun olarak bulunduğu gece hayatının kalbinin attığı bir nevi küçük İstiklal Caddesi olan Khao San caddesine yakındı. Bangkok’ta adım başı karşılaşabileceğiniz yüzlerce budist tapınağından ilk gördüğümüzün içine girerek başladık 10 milyonluk başkenti gezmeye.

DSCN7644

Tapınak bahçesine girince yanımıza yanaşan bir Tayland’lı elindeki haritayı bize uzatarak başladı anlatmaya. Kesin sonunda tur satmaya çalışacak, taksi önerecek diye çok da dikkatli dinlemediğimiz adam, elindeki harita üzerinde işaretleyerek; bence önce şuraya gidin, sonra şu tapınakları görün en son da şu bölgeye uğrarsınız diyerek bir günlük yoğun bir program yaptı bize. Farkettik ki adam bir şey satmıyor, bir beklentisi de yok bizden, sadece yardımcı olmaya çalışıyor. Teşekkür ettik verdiği bilgiler için, haritasını da verdi bize, tam uzaklaşacakken seslendi arkamızdan, “tuktukla gidin” diye. Aralık ayı hem kralın doğum gününün olduğu ay hem de yaklaşan yeni yıl sebebiyle devlete bağlı olan tuktuklarda bir kampanya var dedi. Tüm gün sizi istediğiniz her yere götürüp bekliyor ve sadece 20baht (yaklaşık 1.5 TL) veriyorsunuz dediğinde tabii ki de inanmamıştık. Yok, imkansız iki kişiye tüm gün 20 Baht olur mu ki , bu işte bir iş var derken, adam yoldan geçen bir tuktuğu durdurdu. Haritadan bizim için işaretlediği yerleri gösterdi şöföre ve 20 baht diye teyid ettirdi.

DSCN7624

Kendimizi bir anda tüm gün planımız yapılmış, tuktuğa bindirilmiş bulduk. Tüm gün bizi şehrin o köşesinden, bu köşesine götüren tuktuk şöförümüze akşam ayrılırken gerçekten 20baht verdik. Düşündüğümüzden çok daha kolay, çok daha hızlı, ve çok daha ucuza dolaşabildiğimiz için çok keyifliydik. Thai insanının yardımseverliği ile ilk karşılaşmamızdı ancak ülkede geçirdiğimiz 1 ayın sonunda, halkın genel olarak yardımsever ve güler yüzlü olduğu konusunda hemfikirdik.

DSCN7271

İlk gün tuktukla yaptığımız gezide gördüğümüz gösterişli mimarileriyle tapınaklar, altın renkli, göz alıcı parlaklıktaki buda heykelleri ve budist figürler Tibet budizminden çok farklıydı ancak etkilenmemek mümkün değildi. Akşam, büyük şehirlerin olmazsa olmazı Çin mahallesinde dolaştık ( sahi her metropolde Çin mahallesi varken İstanbul’da neden yoktu? ) Nehir boyunca yürüyüp hostelimize geri döndük.

DSCN7608

Sonraki gün en turistik yerlerden geçti yolumuz. Renkli, büyük, işlemeli, oymalı bir çok yapının bir arada bulunduğu Grand Palace ( Büyük Saray ), 43m uzunluğundaki uzanan buda heykelinin bulunduğu Wat Pho tapınağı, nehrin diğer kıyısında yer alan tüm turları geri çevirip sadece 3 baht vererek 5dk’lık bir tekne yolculuğu sonrası ulaştığımız Bangkok’un en görkemli tapınaklarından Wat Arun bunlardan bazıları.

DSCN8675 (2)

 

DSCN7561

Bangkok 10 milyonluk kocaman bir şehir. Büyük şehir sevmeyiz desek de görülesi, en az bir kaç gün ayrılası güzel bir şehir olarak düşüyoruz şehre ait ilk notlarımızı. Akşamlarımızı Khao San’daki turist kalabalığına karışıp, ucuz sokak yemeklerini deneyerek geçiriyoruz. Tayland’a gidip yemek kültüründen bahsetmemek olmaz. Zengin ve lezzetli Thai mutfağında baharat ve acı çok fazla kullanılıyor. Acı eşiği yüksek olan ben bile gözlerimde yaşlarla yedim bir çok yemeği. Sokak yemekleri kültürü inanılmaz gelişmiş, Çin ile yarışır durumda. Biz Çin’de pek deneyemesek de Bangkok’ta hemen hemen her öğünde sokak yemekçilerinden yiyoruz.

DSCN8706

En ucuz olması ve en kolay bulunması sebebiyle “pad thai” vazgeçilmezlerimizden oluyor. Şeffaf görünümlü noodle’dan yapılan bol acılı “glass noodle” salatası, papaya meyvesinden yapılan salata som-tum, sebzeli tavuklu ve deniz ürünlü olarak çeşitlendirilmiş limon sıkılarak lezzeti daha da arttırılan pilavları en sevdiklerimiz arasına giriyor. Israrlı tavsiyeler üzerine denediğimiz deniz ürünleri çorbası “Tom Yum” ve hindistan cevizi sütü ile hazırlanan “Tom Kha Kai” çorbaları damak tadımıza pek yakın gelmiyor. Üzerine uzun yazılar yazılası Thai mutfağına ait kısa notlarımızı düştükten sonra devam edebiliriz gezmeye.

DSCN8637

Bangkok civarında bulunan bir çok yere günübirlik turlar bulmak mümkün. Biz de hostelimizden ayarladığımız bir tur ile günübirlik yüzen market turuna katılmaya karar veriyoruz. Satışların, onlarca küçük kayık üzerinde yapıldığı meşhur “floating marketi” görmeye gidiyoruz. Yemekten, şapkaya, meyveden, hediyelik eşyaya kadar bir çok ürünün satıldığı renkli yüzen pazarda bir kaç saat geçiriyoruz.

DSCN7696

Bunların dışında bol bol sokaklarında yürüdük şehrin, adını hatırlayamadığımız bir çok tapınağı gezdik, güler yüzlü Thai insanının yardımseverliğinden etkilendik. Şimdi yüzümüzü güneye, mavinin her tonunu görmeyi hayal ettiğimiz Tayland’ın adalarına çeviriyoruz.

Comments

comments

Post Navigation