BİZ KİMİZ

Sahip olduklarını ve kaybetmekten korktuklarını küçültmelisin.. bir sırt çantası olmalı tüm mal varlığın; ve elindeki harita memleketin…
Dünyalıyım ben..
Bir turist ya da misafir olarak gezemem

         banu                 ferda

                    BANU TUNÇER 

              Tekstil Müh. Kimya Müh.

Babamın gazete kuponları toplayarak alıp eve getirdiği Büyük Dünya Atlası ile başladı Dünya turu hayalim. Her bir kıtadaki birbirinde farklı ülkeleri kendine özgü doğalarıyla ve rengârenk fotoğraflarla bana getiren sihirli bir kitaptı. Uçsuz bucaksız çöller, devasa buz parçaları ile kutuplar ve rengârenk hayvanları ile yağmur ormanları 9 yaşındaki bir çocuğun hayallerinin ötesindeydi. O zaman mesafeleri anlayamasam da hep oralarda hayal ettim kendimi. Oradaki insanlar nasıl yaşıyorlardı acaba, neye gülüp neye üzülürlerdi.. Ne yenirdi… Ne konuşulurdu… Belki basit sorulardı ama merak uyandırıcıydı. 20 yıl sonra dahi yeryüzüne, doğaya ve farklı kültürlere olan merakımı hiç kaybetmedim.

İTÜ hazırlık sınıfı sonrasında ilk biletimi Mardin’ e, medeniyetlerin beşiği Mezopotamya’ya aldım. Her yıl kendimize bir bölgeyi gezme sözü verdik ve üniversite süresince orta ve doğu Karadeniz, Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu bölgelerini gezdik. Mardin’de yakan güneşin altındaki altın şehir bizi büyüledi. Güneşe tapılan dönemlerden kalan taş yapıları gördük, ilk kez Süryaniler ile tanıştık. Artvin’e dağların arsında müthiş manzaralar eşliğinde yolculuk yaptık. Saatlerce tırmandıktan sonra bulutların üzerindeki aşıklar yaylasını keşfettik. Yolda tulum eşliğinde horon teptik. İş hayatına başladığımızda bir daha buralara gelecek zamanımızın olmayacağına inanıyorduk…

Yine üniversite yıllarımda, Alaska’da dünyanın ikinci yüksek dağında, bir otelde iş buldum. 4 ay dağda ormanın içindeki tek otelde çalıştım, en yakın yerleşim yeri 3 saat mesafedeydi. Doğa sevgisi, doğada vakit geçirdikçe azalmıyor, daha çok tutkuya dönüşüyordu.

Doğadan kopmamak için dağcılık kulübüne yazıldım. Öncelikle kamp yapmaya başladım, 1 aylık bir rota olan Likya yolunu iki yıl yıllık izinlerimde yürüyerek tamamladım. 6. – 7. yy’dan kalan antik kentleri, saklı tarihimizi gördüm. 2 yıl önce Aladağlar Lahit Kaya’da ilk zirvemi yaptım. Son iki yılda kış ve yaz dağcılığı yapmaya çalışarak ve farklı bölgelerde kamp kurarak doğadan kopmamaya çalıştım.

Mezun olduktan sonra seyahat etmekten ve yolda olmaktan vazgeçmedim. Kısa tatillerde yaptığım yurt içi ve yurt dışı seyahatlerim maalesef fotoğraf çekmekten öteye gidemedi, oysa aradığım bundan fazlasıydı. Belki tarih, belki gelecek, belki yaşam, belki neden, belki umut, belki inanç…

Başka renklerin, başka bir havanın, başka suların, başka toprakların içinde, öğretilenin dışında sadece hissederek, yeni değerler ve yeni duygular ile kendini tekrar tanımlayabilir misin? Yaratabilir misin? Yoksa döndüğünde hala giden kişi kalma ihtimalin var mı?

Sanmıyorum..Yol insanı arıtır…

Banu / 21/06/14

 

                     FERDA TANGÜNER 

        Matematik Müh. Endüstri Müh.

1983 doğumlu, matematik mühendisliğini pek bi birinci bitirip, Endüstri mühendisliğinde yüksek lisans yapmış, akraba çevresinde iyi bir şeyler okuduğuna ikna olunmuş ancak ne olduğu tam anlaşılamamış bir “mühendisim”. Üniversitedeki ilk tatilimde Nemrut’ta güneşin doğuşunu izlemeye Adıyaman’a, bir sonraki sene yaz tatilimde sular altında kalmadan kesin gitmeliyim dediğim Hasankeyf’e gittiğimde tüm çevremde “değişik ama zararsız” olarak etiketlendim. Sonraki yıllarda ben bisikletle Bodrum’dan Dalaman’a giderken ya da sırt çantamla Likya yolunda yürürken, çadırlı kamplar yaparken, yolda veya doğada olduğum özel – güzel tüm tatillerimdeyken, aile çevrem de “neden?” sorusuna cevap arıyordu. Onlar neden “durup” dinlenmediğimi düşünürken, ben gözümü daha yukarılara çevirdim, belki de benim meskenim dağlardır diyerek. Sessiz sedasız eğitimlerimi tamamlayıp ilk zirvemi yaptığımda, ben hayatımın en büyük gururunu yaşarken, ailem “biz nerede yanlış yaptık” diye içsel dünyalarına dönmüşlerdi. Yüzümü batıya dönüp her beyazyakalı gibi önce Avrupayı sonra Amerikayı keşfe başladım. Son 3 yılda yaptığım bu seyahatlerimde 13 ülke 20 şehir gezdim. Ve farkettim elimde haritayla sırtımda küçük bir çantayla daha önce yürümediğim bir yolda yürümenin zevkini hiç bir şeyde bulamadığımı..

Şimdi “bir gün mutlaka” diye hayalini kurduğum dünya turu için hazırlıklar yapıyorum. Farklı bir coğrafyada nefes almak için, “başka bir kaldırımda yürümek için”, zihnin çizdiği sınırlardan kurtulup dünyaya ait olmak için,  varmak için değil sadece yolda olmak için gidiyorum..

Ferda / 21/06/2014

 

 

 

 

yün cami halıları
mide küçültme ameliyatı
mide küçültme
tüp mide, mide küçültme ameliyatı
Caminin önünde ve iki yanında geniş cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir. İç avluya, biri cepheden ikisi yandan olmak üzere herbiri merdivenli 3 kapıdan girilmektedir. Bu kapılarla dış avlunun cümle kapısı, ozamana kadar benzeri görülmemiş bronz kapılardır. Kubbeden aşağı doğru indikçe mekan yayılmaktadır. Bu piramidel yükselme ve yayılma sonucunda göz yanlara ve yukarıya doğru aynı mesafelere ulaşmaktadır. Bu özelliklerden dolayı, mekanın neresinde olursanız olun, bütün mekana hakim görüş sağlarsınız. Kubbe yaklaşık olarak 43 metre yükseklikte ve köşeleri pandantifle doldurulmuş 4 muazzam kemer üzerine oturtulmaktadır. Caminin su basmanı üzerinde olması ve kubbe yüksekliği nedeniyle pencereleri oldukça fazladır. Böylece caminin içini süsleyen binlerce çini ve kalem işleri tatlı ışık altında görülmektedir. Caminin içindeki en önemli unsur, ince işçilikle yontulmuş mermerden yapılma mihraptır. Bitişik duvarları, seramik çinilerle kaplanmıştır fakat çevresindeki çok sayıdaki pencere onu daha az ihtişamlı gösterir. Mihrabın sağında, Caminin en kalabalık halinde dahi olsa, herkesin imamı rahatça duyabileceği şekilde dekore edilmiş mimber bulunur. Caminin içi her katında alçak düzeyde olmak üzere 50 farklı lale deseninden üretilmiş 20binden fazla çini ile döşenmiştir. Alt seviyelerdeki çiniler, geleneksel galerideki çinilerin desenleri çiçekler meyveler ve servilerle gösterişli ve ihtişamlıdır.
Onlarca birbirinden farklı ribon çeşidiyle firmamız, sizlere en kaliteli ürünü en uygun fiyatlardan vermeyi amaçlıyor. Resin ribonlar daha çok sentetik ve plastik etiketler için uygundur. Fiyatları Wax Resine göre daha pahalıdır. Resin ribon en dayanıklı ribon çeşididir. Aşınmaya, kimyasallara ve yüksek ısıya maruz kalacak etiketlerde tercih edilir.Tekstil baskılarında en ağır yıkamalara dayanıklı ribon olan resin ribon alkol testinde de çıkmamaktadır. Resin ribonla polyester, polimid ,polipropilen ve polietilen etiketlere baskı yapmak mümkündür. Reçine oranı diğer türlere kıyasla en yüksek seviyededir. Karışımında karbon, bazı kimyasallar, reçine ve balmumu kullanılır.
Fazla kilolardan mı şikayetçisiniz? O halde neden mide küçültme ameliyatı nı denemiyorsunuz. mide küçültme ameliyatı, zayıflamak isteyenler için kesin bir çözüm sunuyor. Üstelik çok kısa bir süre içersinde hayal ettiğiniz kilolara kavuşabilirsiniz.
En güzel cami halısı burda.
Caminin önünde ve iki yanında geniş cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir. İç avluya, biri cepheden ikisi yandan olmak üzere herbiri merdivenli 3 kapıdan girilmektedir. Bu kapılarla dış avlunun cümle kapısı, ozamana kadar benzeri görülmemiş bronz kapılardır. Kubbeden aşağı doğru indikçe mekan yayılmaktadır. Bu piramidel yükselme ve yayılma sonucunda göz yanlara ve yukarıya doğru aynı mesafelere ulaşmaktadır. Bu özelliklerden dolayı, mekanın neresinde olursanız olun, bütün mekana hakim görüş sağlarsınız. Kubbe yaklaşık olarak 43 metre yükseklikte ve köşeleri pandantifle doldurulmuş 4 muazzam kemer üzerine oturtulmaktadır. Caminin su basmanı üzerinde olması ve kubbe yüksekliği nedeniyle pencereleri oldukça fazladır. Böylece caminin içini süsleyen binlerce çini ve kalem işleri tatlı ışık altında görülmektedir. Caminin içindeki en önemli unsur, ince işçilikle yontulmuş mermerden yapılma mihraptır. Bitişik duvarları, seramik çinilerle kaplanmıştır fakat çevresindeki çok sayıdaki pencere onu daha az ihtişamlı gösterir. Mihrabın sağında, Caminin en kalabalık halinde dahi olsa, herkesin imamı rahatça duyabileceği şekilde dekore edilmiş mimber bulunur. Caminin içi her katında alçak düzeyde olmak üzere 50 farklı lale deseninden üretilmiş 20binden fazla çini ile döşenmiştir. Alt seviyelerdeki çiniler, geleneksel galerideki çinilerin desenleri çiçekler meyveler ve servilerle gösterişli ve ihtişamlıdır.