Havana Günlüğü

Dünya turuna çıkmak istememizin sebeplerindendir Küba. Koleksiyonun en nadide parçasıdır bizim için.

20150406_180809

Zincirlikuyu’da iş yerine doğru yürürken “Ben gidip Küba’da bir kaldırımda yürümek istiyorum” diye düşünüp bunu eşle dostla paylaşmamın üzerinden tam 540 gün geçmiş. İşte şimdi Küba sokaklarında yürüyorum! Hayalin gerçeğe dönmesinin tarifi zor keyfindeyim.

Akşam geldiğimiz Küba Jose Marti hava alanından şehir merkezine gitmenin tek yolu yaklaşık 25 Euro ödememiz gereken taksi olduğu için, ilk gece hava alanında sabahlamaya karar verdik. Nasıl olsa sabah daha ucuz bir yolunu bulabilirdik. Gerçi gelmeden önce okuduğumuz kaynakların büyük çoğunluğu havaalanından şehre toplu taşımanın olmadığını söylese de 25 Euro veremeyecekler için mutlaka bir yol olmalıydı. Sabah hallederiz diyerek, uyku tulumlarımıza girip uyuduk, ilk Küba gecemizde.

DSCN1764

Sabah ilk iş Küba parası edindik. Küba’daki para işi biraz karışık. Şimdi vereceğim sayısal bilgiler kulağa sıkıcı gelse de Küba’ya gitmeyi düşünenler için faydalı olacaktır, anlatmadan geçemeyeceğiz 🙂 Ülkede iki ayrı para birimi geçerli. Birincisi CUP denilen çoğunlukla halkın kullandığı “Monede National”; ikincisi turistlerin kullandığı “Convertible Peso” olarak geçen CUC. CUC’u Amerikan dolarına eşitlemişler ancak dolar bozdururken %10’luk bir kesinti yaptıkları için CUC dolardan pahalıya geliyor. Hemen hemen EURO’yla eşleşmiş gibi. 1 CUC = 1.05 EURO ve aynı zamanda 1 CUC = 24 CUP olduğu düşünülürse Küba’nın hem çok ucuz hem de çok pahallı bir ülke olduğu anlaşılacaktır. Dolar ve Meksika pesosunda %10’luk kesintiden dolayı tavsiyeler üzerine paramızı EURO’ya çevirip geldik ülkeye. ATM lerde master kart ve türevleri kullanılamadığı için nakit para taşımak zorundayız. Havaalanındaki döviz bürosundan hem CUC hem de CUP almak mümkün. Başlangıçta CUP vermek istemeseler de sadece ulaşım için çok az almak istiyoruz diye dil dökünce 10 CUC karşılığında ilk CUP’umuzu aldık.

DSCN1878

Sabah sorduğumuz herkesin, ağız birliği etmişçesine, ısrarla toplu taşıma yok demelerine rağmen, ana yola yürüyelim kesin buluruz diyerek yüklendik çantalarımızı. Küçük adımlarla, otoban kenarında, sıcaktan bunalmış halde yürürken, havaalanı personelini taşıyan bir otobüs durdu yanımızda. Hiç sorgulamadan nereye gider, nasıl gider diye, hemen bindik bin bir teşekkür ederek. Bizi, merkeze giden otobüslerin geçtiği durağa hiç para almadan bırakan otobüs şöförü ile Küba halkını sevmeye başlamıştık bile. Yüksek sesli salsa müziklerinin çaldığı, bizden başka turistin olmadığı otobüste hissettik ilk defa Küba’da olduğumuzu. Otobüse verdiğimiz kişibaşı 0.5 CUP (yaklaşık 5 kuruş) ile keyfimiz daha da yerine gelmişti. Her zaman daha ucuz bir yol vardır ancak bu defa taksinin 600’de birini vererek kendi rekorumuzu kırmıştık 🙂

DSCN1782

Eveet şimdi nerede kalacağız sorununu çözmemiz lazım. Küba’da internet yok. Sadece 5 yıldızlı otellerde, bizim gibi sınırlı bütçeleri sarsacak fiyatlarda internet bulmak mümkün. O yüzden kalacak yeri alıştığımız üzere internet üzerinden ayarlayamıyoruz. Aslında Küba’daki pansiyon sistemi olan “casa particular” ları araştırabileceğiniz bir çok internet sitesi mevcut. Önceden mailleşerek rezervasyon yapmak da mümkün ancak biz son gün baktığımız için mailleşmeye vaktimiz kalmamıştı. Ayrıca internet üzerinden bulduklarımız bize pahalı geldi gidince sora sora daha uygun fiyatlı odalar bulabileceğimize inanmıştık. Öyle de oldu. “Merkezi Havana” bölgesinde inip yürümeye başlayınca yanımıza gelip oda mı arıyorsunuz diyen ilk kişiyle el sıkıştık. Bizi götürdüğü evin sahibini de sevince geceliği 15 CUC’a kalmaya ikna olduk. Evlerinin odalarını kiraya veren Küba’lılarla kalmak, halkı daha yakından tanıyabilmek, ev yaşamlarını gözlemleyebilmek için çok güzel bir fırsattı.

DSCN1640

Odamıza da yerleştiğimize göre romantik başkent Havana’yı gezmeye başlayabiliriz.

Havana 3 bölgeye ayrılıyor. Havana Vieja ( eski Havana ), Centro Havana ( Merkezi Havana ) ve Vedado. Gezilecek yerler çoğunlukla eski ve merkezi Havana civarında. İlk iki gün hiç haritaya bakmadan, sadece sokaklarında geziyoruz şehrin. Çok eski ama çok renkli evleri, renkli insanları ve eski Amerikan arabaları ile yeniden bir film karesinin içine giriyoruz. Bu defa arka fonda devrim müzikleri çalıyor, duvarları devrimcilerin resimleri süslüyordu. Bu filmde sokaklarda çalışan tek bir çocuk bile yoktu, evsizler de dolaşmıyordu arka sokaklarda, bu filmde hırsızlık da yoktu, akıllı telefonlarıyla internette gezinen gençler de. Komunizm’in işleyişi zamanla değişmiş olsa da hala tüm sokaklarda ve evlerde hissediliyordu etkisi. Kapitalizmin renkli, ışıklı süslü vitrinleri yoktu Küba’da. İhtiyaca göre sınıflandırılmış marketlerinde fiyatlar sabitti. Ekmek almak için ekmekçiye, yumurta almak için yumurtacıya gitmek zorundasınız. Büyük marketlere girip tüm ihtiyacını karşılamaya alışmış bizler için bu işleyiş biraz zor olsa da zamanla neyi nerede bulacağımızı öğrendikçe işler kolaylaştı.

DSCN1681

Turistlere hitap eden marketlerde CUC ile alışveriş yapmak zorundaydık ve her şey inanılmaz pahalı oluyordu. İlk günlerde sokaklarda dolaşırken halkın nerelerden alışveriş yaptığını gözlemlemeye başladık. Onlar nerede sıraya giriyorsa biz de oralarda sıraya girmeye başladık. CUP ile alış veriş yaptıkça Küba’da gezimizi düşündüğümüzden daha ucuza getirebilecektik. Ancak CUP ile alışveriş yapılacak yerleri keşfetmek biraz vaktimizi aldı. Örneğin, yumurta satılan bir yer bulmamız 2 günümüzü aldı. Yemeklerimizi turistlerle değil, yemeklerini ayak üstü yiyen Küba’lılarla birlikte yedik. Küba’da her şey iyi güzel hoş da yemek kültürü hiç yok. CUC’la ödeyebileceğiniz lokantalarda mutlaka farklı çeşitler de vardır ancak CUP’la ödenen yerlerin çoğunluğu pizza ve makarnacılardan oluşuyor. Biz de Havana’da olduğumuz sürece, dışarıda yediğimiz hemen hemen her öğünde, 1 TL ye pizza ya da makarna yedik. Başka bir problem de marketlerde suyun olmaması. Her markette Rom var ancak su yok demişlerdi, doğruymuş. Diğer içeceklerle kıyaslanınca su çok pahalı olunca, halk bunun da bir yolunu bulmuştur diye onları izlemeye başladık yine. CUP geçen küçük köşebaşı pizzacılarında satılan soğuk meyve suları kurtarıcımız oldu, tanesi 2 kuruşa satılan taze meyve sularından bardak bardak içtik tüm Küba’lılar gibi. Meyve sebze çok ucuz olmasına rağmen çok çeşitli değildi maalesef. Ayrıca giderseniz aklınızda bulunsun Küba’da poşet çok fazla olmadığı için manava gittiğinizde kendi poşetinizi götürmek zorundasınız. Manav, bakkal, ekmek, yumurta derken tüm temel ihtiyaçlarımızı CUP ile karşılamayı öğrenmiştik. Bu da Küba’da geçirdiğimiz 3 hafta boyunca işimizi çok kolaylaştırdı. İki günlük keşif yürüyüşlerimizin çoğunu Havana Vieja’da yapınca görülecek hemen hemen her yeri görmüştük ancak üçüncü gün aldık elimize haritayı neymiş buraların adı bir öğrenelim diye. Biraz turistik bilgi verelim.

DSCN2090

El Capitolio: Washington DC’deki senato binasına çok benzeyen yapı devrime kadar Küba kongre binası olarak kullanılmış bugün ise Bilimler Akademisi ve Ulusal Bilim ve Teknoloji Kütüphanesi olarak kullanılıyor. Yapı tadilatta olduğu için içine giremesek de dışından çokça fotoğrafını çektik.

DSCN1747

Central Park: El Capitolio’nun hemen ilerisinde, görkemli “Hotel Inglaterra” ‘nın önünde, içinde halk kahramanı Jose Marti’nin heykelinin yer aldığı parkta oturup, yoldan geçen renkli eski Amerikan arabalarını seyretmek, insanları gözlemlemek çok keyifli. Parkın kenarında yer alan taksi durağında üstü açık Amerikan arabalarını da bulabilirsiniz, küçük coco taksileri de, Küba’nın bici-taksilerine de binebilirsiniz, at arabalarına da. Fiyatları muhakkak farklılaşan ulaşım yollarından hiçbirini denemeyip sadece otobüse binen bizler için bu taksileri fotoğraflamak bile yeterince tatmin ediciydi 🙂

DSCN3289

Katedral Meydanı: Küba’da katedral gezmek gelmiyor içimizden ancak Katedralin yer aldığı meydanı ve meydanı çevreleyen yapıları epey beğeniyoruz. Çevresinde bir çok restoran ve kafenin yer aldığı meydana açılan sokaklardan birinde, yine Hemingway’in en sevdiği bar olarak ün yapmış meşhur La Bodeguita de Modigo yer alıyor.

DSCN1891

Armas Meydanı: Küçük kafeler sokak müzisyenleri ve bolca kitapçının olduğu Armas meydanı Havana’da en beğendiğimiz meydan oldu.

DSCN1694

Vieja Meydanı: Eski Havana’nın en hareketli meydanlarından olan Vieja meydanının etrafı yine kafeler ile çevrili. Gün içerisinde dans ederek gezen gruplarla karşılaşma ihtimaliniz yüksek.

San Francisco Meydanı: Köşesindeki kilise, kilisenin bitimindeki renkli binaları, sanatsal heykelleri, meydana açılan dar ancak seyri güzel sokakları ile gezmesi keyifli meydanlardan San Francisco meydanı Eski Havana bölgesinde Armas meydanı ile Vieja meydanı arasındaki bir bölgede yer alıyor.

DSCN1859

Calle Obispo: En kalabalık, en turistik caddesi diyebileceğimiz Obispo caddesi hediyelik eşya satan dükkanlar ve kafelerle dolu. Caddenin başlangıç noktası sayılan El Floridita Hemingway’in Küba’daki favori barlarından biri olarak geçiyor. Normalde bu tarz turistik yerlerde oturmasak da bir defa da kendimizi şımartalıp diyip Hemingway’in daiquiri içtiği barda biz de birer daiquiri içiyoruz çok pahallı olmasınra rağmen. İçinde Hemingway’in heykelinin olduğu barda gündüzleri de canlı müzik eşliğinde dans edenleri bulmak mümkün. Obispo caddesi denize, yani Malecon bölgesine kadar devam ediyor. Cadde üzerinde para çevirebileceğiniz birden fazla Cadeca ( case de cambio ) yer alıyor. Cadeca’ların önünde sıra olmasına rağmen en güvenli yerler cadeca’lar olduğu için biz de buralardan CUC alıyoruz. Yine buradaki Cadeca’larda CUC’larımızı CUP’a çevirebiliyoruz. Daha önce okuduğumuz bazı kaynaklarda turistlere CUP verilmediği söylense de biz hiç bir zorlukla karşılaşmadan CUP alabiliyoruz.

DSCN1841

Malecon : Havana’nın 8km’lik sahil şeridi. Akşamları insanlar eş dost buraya gelip ya içkilerini alıp deniz kenarında oturup muhabbet ediyor ya da yürüyüş yapıyorlar. Malecon’da bulunan, bir çok devlet büyüğünün büstünün yer aldığı parkta Atatürk’ün de büstü yer alıyor, “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” sözü ile birlikte. Sahil şeridinin son kısımlarında salsa barlar yer alıyor. Biz de bir akşam Malecon sahil şeridinin sonunda yer alan 1830 adlı Salsa bara gidiyoruz. Basit ayak hareketlerini öğrenince Salsa müziklerinde dans edebileceğimizi düşünerek ne kadar da yanılmışız. En azından buradaki profesyoneller ile değil.  Açık havada yer alan mekan dans etmeyi bilen bilmeyen herkesin buluşma noktası. İyi dans edenler, farklı insanları dansa kaldırarak onlara dans etmeyi öğretmeye çalışıyor, kimse tek bir partnerle dans etmiyor. Biz de tüm gece elimizden geleni yaparak eşlik etmeye çalıştık Küba’lı dans partnerlerimize.

DSCN3049

Devrim Müzesi (Museo de la Revolucion): Fidel Castro ve arkadaşlarının devrim öncesi mücadelelerinden, devrim sırasındaki cephe savaşlarına, devrim sonrası yaptıkları toplumsal çalışmalara kadar Küba devrimine dair bir çok bilgiyi ve fotoğrafı bulabileceğiniz Devrim müzesinde biz 2 saat geçiriyoruz.

DSCN1821

Devrim Meydanı (Plaza de la Revolucion) : Bizim için kutsal mekanlardan Devrim meydanını romantik bir çoşkuyla geziyoruz. Bir yanda Küba devriminin kahramanlarından Che ve Camilo’nun siluetleri diğer yanda Küba halk kahramanı Jose Marti’nin devasa anıtı var. Çevresi Batista döneminden kalan sıkıcı binalarla çevrili olsa da 1 Mayıs ve 26 Temmuz Devrim kutlamalarına ev sahipliği yapan meydanda uzun uzun vakit geçiriyoruz, enternasyonel devrim şarkılarını mırıldanarak.

DSCN1986

Paseo de Marti caddesi(Prado caddesi): Hediyelik eşyaların satıldığı açık hava bir sanat galerisi görünümündeki yol çok turistik olduğu için turistlerden para kazanmak isteyen kurnaz insanların mesken tuttuğu bir yere dönüşmüş. Sizinle sohbet edip ( çoğunlukla nereli olduğunuza yönelik tahminlerle başlıyorlar sohbete ) sonunda para isteyen bu insanlar biraz can sıkıcı olsa da cadde yine de keyifli. Bu arada sadece burada değil Küba’da hemen her yerde sizin nereli olduğunuzu tahmin etmeye çalışan, yanınıza gelip size bazı mekan önerilerinde bulunan, ya da puro satmaya çalışan, hiç bir şey satmazlarsa taksi isteyip istemediğinizi soran yüzlerce insanla karşılaşacaksınız. Kimi gerçekten yardım etmeye çalışırken mutlu eden, kimi de fazla ısrarcı oldukları için can sıkan insanların tehlikeli olmadığını, amaçlarının size zarar vermek olmadığını, belki sadece sizin onlara bir içki ısmarlamanızı beklediklerini bilince çok da rahatsız olmadan gezmek mümkün.

DSCN1785

Callejon de Hammel : Havana rengarenk bir şehir ancak merkezi Havana bölgesinde bulunan bu sokak Havana’da gördüğümüz en renkli sokak. Küba’da yaygın olarak inanılan Afro-cuban dininin ve kültürünün yaşatıldığı sembolik ancak gezmesi çok keyifli bir sokak.  Fayanslar, bisiklet parçaları, piyano parçaları gibi geri dönüştürülmüş objelerden yapılmış onlarca yaratıcı eser, hepsinin ayrı bir hikayesi olan onlarca çizim ile sokak sanatının zirve noktalarından olan bu sokak muhakkak görülesi. Biz en çok küvet içlerine çizilmiş olan “küçük prens” çizimlerine hayran kaldık.

20150406_175755

Havana tek bir yazıda anlatılamayacak kadar renkli ve farklı bir şehir. Biz geçirdiğimiz yaklaşık 1 haftadan çok keyif alarak ayrılıyoruz şehirden, Devrim’in önemli kalelerinden Santa Clara’ya çeviriyoruz yönümüzü.

Comments

comments

Post Navigation