Padang Günlüğü

İslamik otelimizin lobisi

İslamik otelimizin lobisi

Endonezya’nın en batısında en büyük adası Sumatra adasındayız. Bali’den kara+deniz  yoluyla gelmek yaklaşık 3-4 gün süreceği için uçmayı tercih ettik Padang’a. Aslında amacımız sadece Sumatra’ya varmaktı en ucuz bilet Padang’a olduğu için buradan başladık Sumatra gezimize. Bali’den sonra tam bir kültür şokuydu Padang. Hindu Bali’den, müslüman Padang’a gelmek, çoğunluğun inancının bir şehrin siluetinden, karakterine bütünü ne kadar etkilediğini bir kez daha gösterdi bize. Turistik bölgeden çıktığımız için ingilizce bilenlerin sayısı hissedilir derecede azalmış, şehrin uzak bir köşesinde yer alan oteli bulmamız biraz zaman almıştı. Adında “islam” geçen otelimize rezervasyon yaparken hiç tereddüt etmemiştik ancak otele adımımızı attığımızda islamik otelin bizi şaşkınlıkla karşılayan yüzüne aynı şaşkınlıkla bakmaya başlamıştık. Aylardır seyahat ediyoruz; Moğolistan’daki gerlerde de kaldık, onlarca kişiye tek tuvaletin düştüğü hostellerde de, susuz – musluksuz Nepal köylerinde de uyuduk, böcek gürültüsünü duymazlıkltan geldiğimiz odalarda da. Yer seçmemeye her ortama adapte olmaya alışmıştı bünyemiz ancak madem büyük şehirdeyiz, başka alternatifler de varken burada kalmasak mı diye düşünürken kendi kendimize ( odada ki yoğun rutubet kokusu ve banyoda duş olmaması bizi bu fikre sürüklemişti ) otelin sahibi yüzümüzden okumuş olacak ki düşüncemizi, burası pek uygun değil size, başka bir yere gitmek isterseniz rahat olun diyerek işimizi kolaylaştırdı.

Read More →

Java Adası Günlüğü

Dürüst olmak gerekirse Java adası bizim için uzun yollar, açlık, güneş, sıcak, nem, havasız ve kalabalık otobüsler demek. Adalar ülkesi olan Endonezya’da seyahat etmenin en kolay yolu serin ve koltuk garantisi olan uçaklar. Bunu halk otobüslerinin 2-3 katı fiyatına birinci kalite otobüsler izliyor. Fakat biz günlerce sürecek seyahatimiz için bol aktarmalı, havalandırmasız, kalabalık dolmuş tarzı en küçük araçları tercih ediyoruz. Endonezya’da ulaşımın (*bu şekilde) oldukça ekonomik olduğunu söyleyebilirim.

Otobüslerin rahatsızlığına karşın yolların güzelliği ise insanı büyülüyor. Java’ya geçmek için Gilimanuk’ dan feribota bineceğiz. Araç yok diyerek herkes bizi taksiye yönlendirmeye çalışırken, biz Kuta’dan yaklaşık 3 vesait değiştirerek 3.5 saat yol alıyoruz iskeleye ulaşabilmek için. Fakat bir dakika olsun gözümüzü manzaranın güzelliğinden alamıyoruz. Ben daha önce bu kadar farklı tonda yeşili bir arada görmemiştim sanırım. Parlayan yemyeşil çayırları renkli evler ve palmiyeler süslüyor.

Gilimanuk iskelesinden 2 saatlik bir feribot yolculuğu ile Banyuwangi iskelesine geçtiğimizde; buradan İjen kraterine gitmenin de pek kolay olmadığını öğreniyoruz. Oldukça esnek fiyatlı günlük tur şirketleri yol boyunca önümüzü kesiyor ve Endonezya’nın olmazsa olmazı uzun bir pazarlık süreci başlıyor. Arada yemek yediğimiz sahil boyunca dolaştığımız 3-4 saatin sonunda oldukça ekonomik fiyata aynı gece yola çıkmak üzere bir tur şirketi ile anlaşıyoruz. Böylece neredeyse hiç uyuyamadığımız, hızlandırılmış bir gün gibi yaşadığımız 3 günlük süreç başlıyor.

DSCN5063
Gece yarısı tur şirketi önünde buluşarak Polonya’lı bir çift ile beraber yola çıkıyoruz. Sabaha karşı 3 sularında ise kratere doğru çoktan tırmanmaya başlamış turist kalabalığına katılıyoruz. Amaç kraterden çıkan ve mavi alevlerle yanan sülfürik gazın görsel şovunu kaçırmamak.

IMG_5531

Hava aydınlandığında karşımızda müthiş yeşil rengi ile kocaman bir göl beliriyor. Karanlıkta kafa lambası ile yürürken fark edemediğimiz sülfür taşının parlak sarı rengi ortaya çıkıyor. Tekrar yükselmeye başladığımızda ise çevreye tepeden bakma şansımız oluyor ve volkanik arazi tüm renkleri ve kendine özgü şekli ile bir tabloyu andırıyor.

Read More →

Bali Günlüğü

Bali’ye giriş yaptığımız ilk anda, sert ve haşin pazarlıkların içine düştüğümüzün sinyalini almıştık. Haşin diyorum çünkü söz konusu para ise her türlü yalanın dolanın mubah olduğuna inanılıyordu. Türkiye’nin 80′ yapımı filmlerinin vazgeçilmezi kurnaz esnaf tiplemelerini burada sıkça gördük. Daha ilk gün havaalanında “tabii tabii minibüs, toplu taşıma, bakın devletin resmi kartı da burada!” diyerek boynundaki otopark giriş kartını gösteren taksi şoföründen sonra fiyatlar konusunda dikkatli olmamız gerektiğine hemfikirdik. Uzun bir müzakere sonrasında dolmuş diye götürdüğü aracın taksi olduğuna ikna ettiğimiz beyefendi, “ama ben size çok iyi fiyat vereceğim” diyerek 70ER’lik yola 350ER istiyor. Teşekkür edip, uzaklaşıyoruz. Wikitravel’ in telefon uygulaması Turdus’ dan yaklaşık fiyatları kontrol edebilmemiz yol boyunca çok işimize yaradı. Endonezya’da bulunduğumuz bir ay boyunca “Dün benzine %100 zam geldi, fiyatları arttırmak zorunda kaldık” cümlesiyle başlayan ve bire beş isteyen dolmuş pazarlıkları bizi çok yoruyordu. Günün yorgunluğunun büyük kısmını yaptığımız fiyat araştırmaları ve pazarlıklar oluşturuyordu. Endonezya bize en çok, sabırlı ve soğukkanlı olmayı öğretti sanırım; tabii sebep olduğumuz bir küçük* sokak kavgasını bunun dışında tutuyorum 🙂

DSCN5637

Bali’de ilk durağımız plajları ile ünlü Kuta oldu. Bembeyaz uzun kumsalları ve devasa dalgaları ile Kuta, sörfçülerin ve bizim gibi dalgalarla oynamayı sevenlerin favori duraklarından biri. Fakat adanın kültür merkezini tüm ziyaretçilerini büyüleyen Ubud oluşturuyor. Sadece sokaklarında dolaşmak bile insanı müthiş keyiflendirirken birbirinden farklı yapılardaki onlarca Budist ve Hindu tapınakları ve şaşırtıcı ritüelleri ile sizi hızla alıp birkaç yüzyıl geriye çekiyor. Budizm, Hinduizm ve Müslümanlığın bugün barış içinde yaşadığı Bali, bir dönem on binlerce kişinin katledildiği antikomünist devrim sırasında kırmızı akan nehirleri ile korku salmış.

DSCN5760
Read More →

Tulum ve Cancun Günlükleri

Meksika gezimizin sonuna yaklaştık.  Bizi sağanak yağışla karşılayan Tulum düşündüğümüzden daha küçük bir şehir. Şehirden çok bir kasaba havasında. Yağmur altında çantalarla dolaşmak tatsız olduğundan ilk gördüğümüz hostele yerleşiyoruz.

DSCN1523

Bölgeye gelme amaçlarımızdan en önemlisi, en popüler cenote olan Dos Ojos ziyareti ile başlıyoruz Tulum gezimize. Minibüsle gittiğimiz cenotenin giriş ücreti beklediğimizden yüksek, kişi başı 200 peso vererek giriyoruz National parkın içine.

Read More →

Merida ve Chichen Itza Günlüğü

Binlerce yıl öncesinde dünya tarihinin en büyük medeniyetlerinden birini kurmuş, hala bir çok gizemi barındıran, yapılarının teknolojisini günümüzde dahi anlayamadığımız Mayaların, ruhunu hissetmek için yola çıkıyoruz bu sefer. Chichen Itza’ dayız (Çiçen İtza). Antik kente ilk ayak bastığımız yerde karşımıza dikilen Kukuul Kaan piramidi ile büyüyor göz bebeklerimiz. Yıldızları ve gezegenleri izleyerek gelecekle ilgili tahminlerde bulundukları gözlem evini(Caracol), savaşçılarının fiziksel ve manevi olarak savaşa hazırlandıkları Savaşçılar Tapınağını, “esrarlı yazıların evi” anlamına gelen Akab Dzib’i, kurban sunaklarını, baş rahip tapınağını, top oyun sahalarını, “Rahibeler Manastırı” denilen yönetim sarayını, meydanlarını geziyoruz. İhtişamlı sarayları, sıva süsleri veya duvar resimleri ile boyanmış soylu evlerinden basit şekillenmiş evlere hiyerarşiyi görüyoruz. Mayaların binlerce yıl önce hayat verdiği şehrin kalıntıları arasında dolaşıyoruz. Taş yontuculuğundaki ustalıklarını sergiledikleri “ağaç-taş” denilen anıtsal dikili taşları şaşkınlıkla seyrediyoruz. Her yapının gelişmiş sosyal hayatlarındaki işlevini okuyor, şehirdeki ayak izlerini takip ediyoruz.

DSCN1457

Yaklaşık 3000 yıllık bir tarihe sahip ve bunun 1000 yılında bulunduğu bölgeye hükmetmiş Maya’ ların gizemi; Asya ilkel medeniyetleri ile ortak özellikler sergilemeleri, nereden geldiklerinin açıklamaması ve çok büyük dini merkezlerin bulunduğu anıtsal şehirleri ani olarak çok kısa süre içinde terk etmelerinin açıklanamamasından geliyor. Tabii astronomi, mimari, matematik ve sanatta ileri düzeyde olmaları nedeniyle uzaylılar ile bağlantılı oldukları veya kayıp efsanevi kıta Mu’ dan göç edenlerin torunları olduklarına inananların sayısı da hiç az değil. Sanırım biri de benim..:)

DSCN1445 (2)

Read More →

Palenque Günlüğü

Otobüs yolculuklarına tam gaz devam. Meksika’daki en iyi otobüs firması ADO’yu yüksek fiyatından dolayı pek kullanamıyoruz. Daha ekonomik olan ikinci sınıf otobüs fiyatları da çok uygun değil, 6 saatlik yolculuklar için ekonomik biletler 80TL’den başlıyor. Hemen hemen iki günde bir şehir değiştirirken bu fiyatlar can sıksa da, yapacak bir şey yok. Otobüslerle ilgili başka bir tatsız nokta ise yolculuğun kaç saat süreceğinin “kesinlikle” tahmin edilememesi. Bir kaç yolculuk sonrası, verilen varış saatine en az 1 saat daha ekleyerek plan yapmamız gerektiğini öğrendik. 4.5 saat dedikleri Palenque’ye 6 saat sonunda varınca durumu olağan karşılayıp, yolumuza devam ettik. San Cristobal de Las Casas’ta tanıştığımız Şili’li çiftin önerisi üzerine merkezde değil, Palenque antik şehrine yakın orman içerisindeki Panchan’da kalacağız.

DSCN1262

Palenque Antik Şehri

Hava inanılmaz sıcak ve nemli. İklim tamamen değişmiş gibi. Panchan, şehre 15-20dk mesafede olmasına rağmen ormanın ortasında yemyeşil ve izole bir bölge.

Read More →

San Cristobal De Las Casas Günlüğü

San Cristobal de Las Casas tek katlı rengarenk evleri küçük ama şık kafeleri ile Meksika’nın en güzel şehirlerinden biri. Gördüğümüz diğer Meksika şehirleri gibi tüm şehir büyük kilisenin önündeki ana meydanın etrafında toplanmış. Şehirde yapılacak en güzel şey adım adım sokakların tadını çıkarmak. Biz de öyle yapıyoruz.

DSCN1062 DSCN1072

DSCN1066 DSCN1064

Gerçek yaşam alanından çok bir film seti şirinliğindeki sokaklarda dolaşırken “Merhaba” diyor bir ses. 5 aydır Güney Amerika’da gezen Serdar ile tanışıyoruz. Güzel muhabbetimizi Serdar’ın Meksika lezzetleri ile yaptığı yemekle taçlandırıyoruz. Ertesi gün civardaki Maya köylerine gitmek için sözleşip ayrılıyoruz.

Read More →

Oaxaca ve Zipolite Günlüğü

Vietnam’daki kapkaçın ardından mecburi uzun bir mola ve büyük buluşma sonrası Mexico City ile başlıyoruz Orta ve Latin Amerika seyahatimize. Fakat bu sefer, beni beklerken Meksiko City’e yerleşme noktasına gelen Ferda’nın rehberliğinde sadece bir kaç günde büyük şehir turunu hızla arkada bırakıyoruz. Şimdi Meksika’nın içlerine, daha küçük şehirlerine doğru ilerleme vakti.

Tekrar yolda olmak çok güzel bir duygu, uzun zaman sonra eve dönmek gibi…

DSCN0965  DSCN0974

Gece yapılan otobüs yolculuklarında yol kesme ve silahlı soygun riski hala devam ediyor. Gözümün önüne yola engel koyarak tren veya atlı posta arabalarını durduran, havaya sürekli boş ateş açan iki eli tabancalı kovboy filmleri geldiğinden otobüs durdurma ve soygunu tam olarak gözümde canlandıramıyorum. Ama biz yine de risk almıyor ve gündüz yolculuğunu tercih ediyoruz.

Read More →

Mexico City Gunlugu

Asya’da güvenlik ile ilgili hiç bir kaygımız yokken Meksika ile ilgili o kadar çok uyarıldık ki başta biraz endişelenmiştik. Kuzeyindeki suç oranı çok yüksek olduğu için bir çok kişi için “gidilmemesi gereken ülke” etiketini almış Meksika.

DSCN0249

Araştırıyoruz, ikna oluyoruz; ülkenin Batı’sına ve Amerika ile olan sınırına yaklaşmadığınız sürece gayet güvenilir bir ülke. Özellikle turistik tatil mekanlarının yer aldığı Güney Meksika’da suç oranı gerçekten çok düşük. Biz başkent Mexico City’den başlıyoruz gezmeye.

Read More →

Meksika yolunda..

Asya’da geçirdiğimiz 6,5 ayın sonunda hayalimizin ikinci kısmını gerçeklemeye Mexico City’den başlayacağız. Aylar önce Endonezya’dayken tesadüfen çok ucuza bulduğumuz Bangkok-Mexico City uçuşu için sadece 600 USD ödedik. Kıtalar arası bir uçuş için çok uygun bir fiyattı. Her şey çok iyi giderken, Banu’nun pasaportunun çalınması ile başlayan aksilikler (ayrıntılı aksilikler pek yakında Vietnam Günlüğünde ) yüzünden Mexico City yolculuğunda yalnız olacağım. Eşyalarımızın bir kısmını nasıl olsa geri döneceğiz diye Kamboçya’ya gitmeden önce Bangkok’ta hostelde bırakmıştık. Ancak Banu’nun Bangkok’a dönemeyeceğini hesaba katmamıştık tabii ki. Şimdi ikimizin tüm eşyalarını iki çantaya sığdırmak ve Meksikaya ulaştırmak gibi ulvi bir görevim var. Oda yeterince büyük olmadığı için hostelin ortak alanında kan ter içinde yerleştirmeye çalıştığım çantaları görenler,” yerleştirsen ne olacak ki sen bunları taşıyamazsın” dediğinde “taşımak mı ? O sonraki aşama kapansın yeter” diye düşünüyordum. 3 defa tamamen boşaltıp yeniden denedim, sonunda iki çanta ve kamera çantası olmak üzere 3 çantam hazırdı. Biri az önce taşımak mı demişti! Taşımayı bırakın yerinden hareket ettiremiyordum tek başıma, ya ben çok küçüktüm ya bu çanta çok büyüktü. Hemen hemen aynı boyda olduğumuz büyük çantayı sadece 8 basamak aşağıya taşımaya çalışırken “dünyanın tüm yükü omuzlarımda” duygusundaydım 🙂

20150225_082813

Sağdaki siyah bavul benim değil :)

Hostelin ayarladığı minibüs kapının önünden alacaktı neyse ki, havaalanında da taşıyıcılar ile taşıyacaktım. Taşıyıcıya koymak için bana yardım eden iki Tayvan’lı gence gıyaplarında teşekkürlerimi bir kez daha iletiyorum buradan 🙂

Read More →