Meksika yolunda..

Asya’da geçirdiğimiz 6,5 ayın sonunda hayalimizin ikinci kısmını gerçeklemeye Mexico City’den başlayacağız. Aylar önce Endonezya’dayken tesadüfen çok ucuza bulduğumuz Bangkok-Mexico City uçuşu için sadece 600 USD ödedik. Kıtalar arası bir uçuş için çok uygun bir fiyattı. Her şey çok iyi giderken, Banu’nun pasaportunun çalınması ile başlayan aksilikler (ayrıntılı aksilikler pek yakında Vietnam Günlüğünde ) yüzünden Mexico City yolculuğunda yalnız olacağım. Eşyalarımızın bir kısmını nasıl olsa geri döneceğiz diye Kamboçya’ya gitmeden önce Bangkok’ta hostelde bırakmıştık. Ancak Banu’nun Bangkok’a dönemeyeceğini hesaba katmamıştık tabii ki. Şimdi ikimizin tüm eşyalarını iki çantaya sığdırmak ve Meksikaya ulaştırmak gibi ulvi bir görevim var. Oda yeterince büyük olmadığı için hostelin ortak alanında kan ter içinde yerleştirmeye çalıştığım çantaları görenler,” yerleştirsen ne olacak ki sen bunları taşıyamazsın” dediğinde “taşımak mı ? O sonraki aşama kapansın yeter” diye düşünüyordum. 3 defa tamamen boşaltıp yeniden denedim, sonunda iki çanta ve kamera çantası olmak üzere 3 çantam hazırdı. Biri az önce taşımak mı demişti! Taşımayı bırakın yerinden hareket ettiremiyordum tek başıma, ya ben çok küçüktüm ya bu çanta çok büyüktü. Hemen hemen aynı boyda olduğumuz büyük çantayı sadece 8 basamak aşağıya taşımaya çalışırken “dünyanın tüm yükü omuzlarımda” duygusundaydım 🙂

20150225_082813

Sağdaki siyah bavul benim değil :)

Hostelin ayarladığı minibüs kapının önünden alacaktı neyse ki, havaalanında da taşıyıcılar ile taşıyacaktım. Taşıyıcıya koymak için bana yardım eden iki Tayvan’lı gence gıyaplarında teşekkürlerimi bir kez daha iletiyorum buradan 🙂

Read More →

Kota Kinabalu, Mabul Adası / Malezya

Yeni Türküden “Düşse de yolumuz bozkırlara denizlere çıkar sokaklar” şarkısını mırıldanarak indik Borneo adasında yer alan Kota Kinabalu şehrine.

DSCN4784

Himalayalar’daki yüksek irtifadan deniz seviyesine inmiştik. Planımızda Malezya’ya gelmek yoktu ancak Katmandu’dan en ucuz uçağı Kuala Lumpur’a bulmuştuk. Malezya’nın ana karası ilgimizi pek çekmediğinden, iç uçuş ile Borneo adasına gelmeye karar verdik.

Read More →

Pokhara, Annapurna Yürüyüşü

Gölün kıyısında sevimli bir şehir Pokhara, Katmandu’dan sonra aşırı temiz ve düzenli geliyor bize.. Annapurna bölgesi trekking ve tırmanışları için bir durak noktası.

IMG-20150224-WA0022

Bizim de amacımız Annapurna bölgesinde kısa bir trekking yapmak. Katmandu’dan yürüyüş için izinlerimizi alıp geldik her trekking için olduğu gibi. Gölün kıyısında dinlenip, yürüyüş rotamızı belirleyerek geçiriyoruz şehirdeki 2 günümüzü.

Read More →

Katmandu

Tek kelimeyle “mükemmel” Everest Ana kampı yürüyüşümüzü 12 günün sonunda tamamladık. Mutlu, gururlu ve yorgunuz. Sabah erkenden Lukla havaalanındaki yerimizi alıyoruz. Bu defa biliyoruz uzun uzun bekleyeceğimizi, hazırlıklıyız. Elimizdeki kağıtta bir sürü sayı var, hangisini takip edeceğiz diye soruyoruz görevlilere, elindeki kalemle 3 yazıyor kağıdın üzerine, 3’ü takip edin diyor. 3 mü?!! Bu sistem olmuş mu şimdi 🙂 Halkalı minübüs hattının bile çok daha sistemli bir akış düzeni olduğuna eminiz, yetkililerle görüşüp daha iyi bir düzen oturtmak için yeterli vaktimiz var aslında zira yarım saatlik uçuş için 8 saat bekliyoruz havaalanında. Bizim havayolu şirketinin adını söylüyor bir görevli ve 3 numaralar gelsin diyor. Bizde bir bayram havası, köprüden önce son çıkışların hazzı ile biniyoruz o gün kalkacak son uçağa. Ve Katmandu’dayız yeniden.

DSCN4488

Read More →

NEPAL -EBC GÜNLÜĞÜ

Tibet ve Nepal arasındaki zayıf bir nehrin üzerine kurulmuş, küçük bir köprü üzerinde bulunan kırmızı çizgiyi yürüyerek geçtik Nepal sınırını. O sırada biz hızla küçülürken, Büyük Dünya Atlası büyüyor gözümüzün önünde. Her ikimiz de ülkeleri ayıran çizgilerin üzerinde hızlı hızlı yürürken hayal ediyoruz kendimizi. Çizginin iki tarafına konumlanmış polislerden Tibet polisi “Bye bye” ile uğurlarken “Namaste” ile karşılıyor Nepal polisi.

DSCN4393  DSCN4378

Read More →

Tibet Günlüğü

Kutsal şehir Lhasa’da başladı Tibet yolcuğumuz.

Dinin şehirler üzerindeki etkisi herkes tarafından kabul gören bir gerçekken Lhasa’da bundan biraz daha fazlası var.
Büyük, açık hava bir ibadethane gibi Lhasa’nın sokakları. Günün belirli bir saatinde değil her saatinde dua ediyoruz diyor bir Tibet’li.  İnsanlar değil, şehir ibadet eder gibi.. Tütsü kokuları, çan sesleri, çok renkli insanları ve farklı mimarisi ile büyüleyici bir şehir Lhasa. Bir film karesinin içinde dolaşıyor gibiyiz, neyin fotoğrafını çekeceğimizi bilemez halde. İlk şaşkınlığımızı atıp yürümeye başlıyoruz.

DSCN3169 (2)  DSCN3630

Renkli kıyafetleri, tespihleri, “Mani” adını verdikleri ellerinde çevirdikleri dua topuzları, uzun örgülü saçları ile Tibet’lilerin aralarında dolaşıyoruz.

Read More →

Tibet’e Yolculuk, Chongqing, Chengdu Günlükleri

Seyahatimizi planlarken bizi en heyecanlandıran yerlerdendi Tibet. Mistik ve büyüleyici, ulaşılması zor ülke.. Ortalama 4900m yükseltisi ile dünyanın çatısı.. Uzun süre yabancılara kapatılmış olan Tibet’e girmek kolay olmayacaktı biliyorduk. Ancak prosedürel zorluklarının yanına çıkan aksilikleri de ekleyince, Tibet’e gitmek düşündüğümüzden daha zor oldu.

DSCN3120  DSCN3237 Read More →

Zhangjiajie Günlüğü

Tren yolculuklarımızın sayısı arttıkça geçmişe yönelik o yolculuđu hatırlayamıyorum. Sanırım 20küsür kglık çantalarımızı ranzanın 3. katına çıkarmaya, trende noodle pişirmeye, çay kahve yapmaya başladığımızda artık profesyonel birer tren yolcusu sayılabilirdik. 6 yataklı kompartımanlardaki ilk günlerin çekingenliği tamamen kaybolmuş, trenler evimiz olmuştu.

DSCN2961

Sabah Zhangjiajie indiğimizde sıcak havanın etkisi ile keyfimiz yerine geldi. National parkı görmek için hemen yola çıktık demek istesem de, yine ingilizce konuşma problermi ve yanlış dolmuşa binmemiz gibi sıkıntılarla hotel bölegesine ulaşmamız 2 saati bulmuştu. Asıl zorluk çıkmaz ara sokaklardaki ucuz hotelimizi bulmaktı. İkimiz de ağır çantalarla yürüyüp kendimizi yormak yerine, artık bir kişi çantaları bekliyor, ikinci kişi hosteli arıyordu. Ucuz hotelimiz derken görüyorum ki erken konuşmuşuz. Seyahat ederken insanın başına gelebilecek en kötü şey geldi ve Çin’in bir haftalık resmi bağımsızlık tatiline işte bu bölgede, Çin’de yakalandık. Hali hazırda kalabalık gruplar halinde turlarla gezmeyi ve çokça seyahat etmeyi seven, güzel manzaraları grupça bloklayıp dakikada 100 fotoğraf çekmeyi rutin alışkanlık haline getirmiş Çin Halkını, tatilde hayal edin. 1 milyar Çinli tatilde…

Read More →

Guilin Günlüğü

İki nehir ve dört gölün çevresinde kurulmuş ve içinde geniş parkları barındıran güzel şehir Guilin; insana tası tarağı toplayıp buraya yerleşeyim dedirtiyor. Şehrin güzelliği dışında çevresinde birçok doğal güzelliklere, kaya tepelere, yüksek dağlara sahip olması nedeniyle dağcıların, kaya tırmanışçılarının ve doğa düşkünü yerli turistlerin uğrak yeri.

12 den fazla etnik gruba ev sahipliği yapan şehir, 2 milyondan fazla nüfusa sahipken iç savaşlarda çok kayıp vermiş ve şuan toparlanma aşamasında..

Çin’in doğal güzelliklerini görebilmek için indiğimiz güney şeridinde Kumning’den Guilin’e tren e bindiğimizde gözümüzün önünde sadece 20lik banknotun arkasındaki Li nehri resmi ve tabi pirinç terasları denilince ilk tavsiye edilen Longji bölgesi vardı….

Uzun yolculuklara artık alışmıştık… 12 saatlik tren yolculuğundan sonra hostellerden daha iyi dinlenmiş olarak şehre indiğimizde; haftalardır gizlenen güneş tekrar sıcak yüzünü göstermişti. Son günlerin koşturması içinde Guilin’de hotel rezervasyonu yapacak vakit bulamamıştık. Biz de her zamanki stratejimize sadık kalarak booking.com daki en ucuz hostelin adresini alarak yola düştük.

Sempatik resepsiyon görevlisi sadece 4 gün için Guilin’de olduğumuzu öğrenince biz daha sırt çantalarımızı çıkaramadan bir çırpıda mutlaka görmemiz gereken yerleri anlatıp, işaretlediği haritayı elimize tutuşturmaya çalışıyordu. Söylediği yerler gerçekten bizim görmek istediğimiz yerlerdi; yaptığı hızlı günlük plana gülerek teşekkür edip, çantaları odaya attık. İlk günü kaçırmamak için hızla Reed Flute Cave’e doğru yola çıktık.

Read More →

Yuanyang Günlüğü

Uzun bir yolculuk sonunda pirinç terasları manzaralı hostelimize yerleşmiştik diye başlamak isterdim ama uzun yolculuğumuzu anlatmadan geçemeyeceğim.

DSCN2143 DSCN2155

Çin’in güneyine inmemizin en büyük sebebi pirinç teraslarını görmenin vakti nihayet gelmişti. Hiç bir güzelliğe ulaşmak kolay değildi Yuanyang’a giderken bunu bir kez daha tecrübe ettik. Lijiang’tan trenle, maalesef yine oturarak ama görece olarak daha konforlu 10 saatlik bir yolculuk sonrası Kunming’e varmıştık. Kunming şehir merkezinde hiç vakit geçirmeden pirinç teraslarının yer aldığı Yuanyang’a gidecektik. Tren istasyonu yakınından kalktığını öğrendiğimiz bir otobüsle şehirlerarası otobüslerin kalktığı ana durağa 1 saat sonunda varabildik. Yuanyang yolunun tadilatta olduğunu bu sebeple otobüslerin oraya gitmediğini bilet satıcısı kadının mimiklerinden anlayıp kısa bir hayal kırıklığı yaşasak da kadının yönlendirmesi ile apar topar Jin Shui otobüsüne bindik.

– Şimdi nereye gidiyormuş ki bu otobüs?

– Bilmem jinşan gibi bir şey söyledi sanki, geldiğimizi nasıl anlıycaz acaba 🙂

– Herkes inince ineriz 🙂

Evet 3 buçuk saatlik yolculuk sonrası herkes inince biz de indik 🙂

Read More →