Pekin Günlüğü

Büyük metropol Şangay’ın parlak göz alıcı ihtişamından sonra Pekin yaşlı yüzüyle karşıladı bizi.

Savaşan krallıklar döneminden bu yana bir çok savaşta yıkılmış ve defalarca tekrar kurulmuş dünyanın en eski başkentlerinden biri.

DSCN0676

Çin Seddi

Alçak yıpranmış binaları, eskimiş metroları ve otobüslerinin ardında çok iyi korunmuş bir tarih, şehrin içindeki büyük bakımlı parklar ve mutlu insanlar bizi açıkçası biraz şaşırttı. İnsanlar boş zamanlarının çoğunu sokaklarda ve parklarda oyun oynayarak, toplu spor yaparak, dans ederek yada ailece gezerek geçiriyorlardı. Gerçi Çinliler ile ilgili olarak ilk kırılan ön yargımız bu değildi, Çinlilerin kısa, ufak tefek olduğu yalanını kim söyledi bilmiyorum ama burada hala en kısa biziz… 😀

Sabaha karşı vardığımız otelimizde boş oda bulmak bizi çok mutlu etmişti, birkaç saat dinlendikten sonra ilk hedef olarak UNESCO Dünya Mirasları listesine giren yürüme mesafesindeki Temple of Heaven’ı seçtik.

DSCN0409

İmparatorun iyi hasat için dua seremonisini gerçekleştirmek üzere inşa edilen yapının bahçesi şuan ailelerin çoluk çocuk, eş dost oyunlar oynadığı, yemek yediği bir yaşam alanına dönüşmüş durumda. Tapınağın tamamen mavi renk ile süslenmiş etkileyici çatısı cenneti (gök yüzünü) simgeliyor. Bahçesini renkli pavillionlar, çiçekler ve 300-400 yıllık yaşlı ağaçlar süslüyor. Tarihi ağaçların damarlı yapılarını kutsal hayvanlara benzeterek karakterize etmeleri de yol boyunca gördüğümüz hayal dünyalarının genişliğini ve fantastik karakterlere olan ilgilerini bir kez daha kanıtlıyordu.

DSCN0458 DSCN0508
Kağıt oyunlarına olan merakı ilk burada fark ettik. Bir tarafta gölgelikler boyunca kadın – erkek kalabalık gruplar halinde kağıt oynarken, diğer tarafta badminton topuna benzer ucu tüylü topu topuğunda coşku ile sektiren teyzeler amcalar ve tabii çeşitli dans koreografileri ile şık bayanlar…Biz de ağaç gölgesinde bir süre uzanıp çevrenin tadını çıkardıktan sonra yine yürüme mesafesindeki Taoranting park ile sonlandırdık günümüzü.

DSCN0380 DSCN0475

Göl çevresinde geniş sazlıkları, sessizliğin ve dinginliğin içinde uzaktan gelen sokak müzisyenlerinin ritimleri, kurbağa sesleri ile şehrin içinde soluklana bilinecek, güzel bir dinlenme alanı.

İkinci gün Çin hükümetinin politik ve törensel merkezi Yasak Şehir’e yöneldik. Dünya, Güneş, Ay, Tarım ve Cennet Tapınakları ile sarılmış Yasak Şehir, şuana kadar yapılmış en geniş saray kompleksi. Çevresi 8 metre yüksekliğinde duvar ve hendeklerle çevrilmiş saraya imparatorun izni olmadan herhangi birinin girmesi ve terk etmesi yasakmış. Tam 5 asır halk dev duvarların arkasındaki görkemli binaları ve süslü bahçeleri görememiş. Her geçtiğimizde işte burası dediğimiz bir çok kapı ve bahçeden geçerek ulaştık kralın bahçesine, biz de kalabalığa karışıp fotoğraflar çektik.

DSCN0569

Yasak şehrin güney kapısı Tiannanmen Meydanına açılıyor. Soğuk kuzey rüzgarlarından ve kuzeydeki steplerden inen akıncılar nedeni ile kuzey kötü yön olarak algılandığından şehrin kapıları hep güneye bakıyor; bu durum bize biraz Game of Thrones kuzey korkusunu çağrıştırdı 🙂 Sadece gözden düşen cariyelerin kapılarının kuzeye bakması ayrıca düşündürücü tabii..

DSCN0581

Mao’nu Çin Halk Cumhuriyeti’ni ilan ettiği büyük meydanda kısa bir yürüyüşün ardından midemizdeki boşluğa yenik düştük ve rotamızı açık yemek pazarlarının da bulunduğu alış veriş ve eğlence yeri Wangfujing caddesine çevirdik.

DSCN0603

Pekin denilince bizi en çok heyecanlandıran Great Wall (Çin Seddi) gezisini her türlü aksilikten korkarak son güne bırakmak istemedik. Binlerce km uzunluğundaki bu görkemli yapının hangi bölgesine gideceğimizi doğru seçmek önemliydi, çünkü çevrede Great Wall mu Great People mı gibi reklamlar görüyorduk. Şehre saatlerce uzak mesafedeki duvarlara gidip, turist kalabalığından tek fotoğraf çekemeyen gezginlerle karşılaştık. Birçok blog ve yerel gezi sayfalarını okuduktan sonra Jinshanling bölgesine gitmeye karar verdik. Burası en güzel manzaraları sunan ve en az restorasyon gören bölge olarak bilinmesine rağmen 10 km’lik zorlu trekking yolunu aşmak gerektiği için turistler tarafından pek tercih edilmiyordu. Tüm alternatifler arasından, “point it” kitabımıza da güvenerek uygun fiyatlı otobüs yolculuğunu seçtik. İlk olarak metro ile Dongzhimen uzun yol otobüs durağına giderek, buradan 980 nolu Miyun otobüsüne bindik. İner inmez çevremizi korsan taksiciler sardı ve vücut dili ve sadece rakamları yazarak sert bir pazarlığa giriştik, bir sonraki otobüsle gelen iki İspanyol arkadaşın da bize katılması ile 45 dakika sonunda fiyatı yarıya indirmeyi başardık 🙂 Bir kaç saniye bakıştıktan sonra biz parkuru tamamlarız öz güveni ile treking yolunu göze alamayan arkadaşları Mutianyu’ya gitmek üzere başka bir araca bindirerek Jinshanling e doğru yola çıktık. Çılgın Çinli şoförler ile tanıştığımız ilk gündü sanıyorum, müthiş sollamalar ve korna eşliğinde burnumuz camda 1.5 saat yoldan sonra bölgeye vardık. Yaklaşık 3-4 saatlik bir parkurdu ve şoför ile yine vücut dilinde bizi iniş bölgesinde beklemesi konusunda anlaştığımızı düşünerek araçtan indik. Kısa bir yürüyüş parkurundan sonra great wall a ulaştığımızda resmen ikimiz de büyülenmiştik. 10 gündür hızlı hızlı bir çok yer görmüş eğlenmişken o an zaman durdu, bir an birbirimize bakıp gerçekten burada mıyız dedik? Gözün görebildiğince yemyeşil dağlar tepelerle çevrili bir manzarada yine tepelerin üzerinden akan sarı taşlı bu sihirli yolda ara sıra bir kaç turist grubu ortaya çıkıp kayboluyordu. Bizi saran ise boşluk ve sonsuzluk duygusu.

DSCN0664

Binlerce km uzunluğundaki bu görkemi yapan insan oğluna şaşkınlıkla ve saygıyla fotoğraflar çekip ilerlerken biraz oyalanmışız 😀 Bu duruma sinirlenen şoförümüz, yol boyunca ara ara karşılaştığımız 2 turist arkadaşı da dönüş yolunda arabaya alınca tekrar keyiflendi, herkes için Yolda Fransız olduklarını, birinin dünya turunda olduğunu, arkadaşının ise Çin süresince ona eşlik ettiğini öğrendik. Rotamızın aslında ne kadarda benzer olduğunu öğrenince Tibet de vs.. karşılaşmak üzere vedalaşarak ayrıldık. Şehre döndüğümüzde elimizde meyve, Ghost Street olarak bilinen barlar ve gece hayatı ile ünlü cadde boyunca yürürken daha çok hep beraber çekirdek çitleyen kalabalık masalar gördük. Çekirdek çitlemenin toplu bir aktivite olduğunu savunan ve çevresindekiler sürekli çekirdeğe ortak etmeye çalışan annem sanırım burayı çok severdi 🙂

IMG_4272

Ertesi sabah bir önceki günün yorgunluğunu atamamıştık ama son günümüzde yazlık sarayı kaçırmak istemedik. Bir tepe ve göl olmak üzere iki bölümden oluşuyordu. Sarayın da bulunduğu tepeden baktığımızda köprüleriyle güzel bir göl manzarası, göl kenarından tepeye baktığınızda ise tüm süsü ve ihtişamıyla ormanın içinde yükselen sarayı seyredebiliyorsunuz.

DSCN0733 DSCN0743

Çok hızlı ve yorucu geçen 2 haftanın ardından Pekin ördeği ile kendimizi ödüllendirebileceğimizi düşünerek, akşam yemeğimiz için restoranları ve barları ile Pekin’in en canlı bölgelerinden olan nehir kıyısındaki Hauhai bölgesini seçtik.

DSCN0796

Akşam ilk tren yolculuğumuzu yapmak üzere tren istasyonuna geldiğimizde bizi bekleyen manzara 80’lerin Haydar Paşa’sı idi. Müthiş bir kalabalık istasyonun önündeki geniş alanı doldurmuş yerde yatakları ve kartonlar üzerinde yatıyordu. Biz aralarından sıçrayarak geçip yönümüzü seçmeye çalışırken düşen bir iki damla yağmurla aniden hareketlenen kalabalık hep beraber bir noktaya doğru koşmaya başladı. Daha ne olduğunu anlamadan o kalabalıkla beraber istasyon sürüklenirken bir kaç dakika içinde sağanağa dönen yağmur durumu anlatıyordu aslında. Sağanağı nasıl tahmin ettiler, hep beraber nasıl aynı anda koşmaya başladılar diye şaşkınlıkla izlerken istasyon içindeki bekleme bölgesinde kurulan aynı düzenin içinde, meraklı gözlerin arasında, biz de sırt çantalarımız ile yerimizi aldık. Hareket saatinin gelmesi ile vagona adımımızı attığımızda ise bizi karşılayan müthiş sessizlik ve çevrilen meraklı bakışlar altında yerimize hafif tedirgince ilerlesek de bir kaç dakika içinde ortama adapte olduk. Tekrar başlayan çekirdek çitlemeleri ile gözlerimiz uykuya yenik düştü..

Post Navigation