Pingyao Günlüğü

Ellerinde büyük büyük bavullar, sırtlarında kocaman yükleriyle yüzlerce insanla birlikte bindik Pingyao trenine. Yataklı vagonda yer kalmadığı için oturarak seyahat edecektik. Vagonun daracık koridorlarında kocaman çantalarımızla yerimizi bulmamamız biraz zaman aldı. Yerimizde oturan insanları koltukların bizim olduğuna ikna ettikten sonra başladı 12 saat sürecek yolculuğumuz..

DSCN1724

Bizi dikkatle inceleyen karşımızda oturan 3 kişinin gülümsemelerine karşılık vererek oturduk yerimize. Eveet seyrediliyorduk yine, hem de öyle göz ucuyla değil, göz göze geldiğimiz insanlar baktığımızı görünce bile kafalarını çevirmiyorlar, biz orada yokmuşçasına bize bakıyorlardı :)Karşımızdaki yaşlı teyze ve oğlu her göz göze gelmemizde aynı coşkuyla selam verip gülümsüyorlardı. Biz de gülümseyerek bize alışmalarını bekledik, elimizi kolumuzu nereye koyacağımızı bilemez bir halde 🙂

IMG_4482   IMG_4486

Trende bir çok kişi ayakta bilet almıştı, oturacak yerleri olmayan bu kalabalık grup yerlere oturuyor ya da ayakta bekliyordu. Yerimiz vagonun hemen giriş kısmında olduğundan dizimin dibine bir teyzenin yerleşmesine ses çıkaramadım. Konforsuzluğu görmezden gelip karşı komşularımız ile gülüşmeye devam ettik. Saatler geçti. Bir ara yaşlı teyzenin boyun yastığımı incelediğini gördüm. Gördüğümü fark edince elini uzatıp incelemeye başladı. Bir iki evirip çevirdi, sonra boynuna takıp rahatlığını kontrol edip geri verdi. “Teyzecim hediye olmasa verirdim sana” diyemedim! Gülümsedim.. Biraz sonra yerdeki sırt çantamın arkasındaki filenin ne işe yaradığını merak etmeye başladı. baktı elledi ancak anlam veremedi belli ki, yanındakilere sordu, birlikte düşünüp konuştular ama teyze pek tatmin olmadı. “Sırta yük binmesin diye daha konforlu taşıyalım diye yapmışlar” diyemedim! Gülümsedim.. Sonra teyze fotoğraf makinesinin çantasını merak etmeye başladı. Bir kaç defa elledi ama yastık gibi kullandığımız çantayı çok sert bulmuş olacak ki memnuniyetsizce bıraktı. O bırakınca fotoğraf makinesini çıkardım içinden hemen poz verdiler 🙂 Gülümsemenin her dilde aynı olması ne güzel!

DSCN1597 IMG_4481

Arada uyuyup uyandık, saatler geçti. Gözümü bir açtığımda teyzeyi bu defa da kağıt kalem çıkarmış yanlarındaki üçüncü adamı bilir kişi seçip bana bir şeyler sormaya çalışırken buldum. O, adama söylüyor, adam da kağıda Çin alfabesiyle yazıyordu. Nasıl yani! anlıyorum ama konuşamıyorum mu sanıyorlar acaba! Teyze ne yazıyor burada anlamıyorum ki diyemedim ama demeye çalıştım 🙂 Sonra oğlu aldı kalemi, ya bunlar bu yazıyı nasıl okusun, dur ben yazayım da anlasınlar der gibi baktı, hah dedik İngilizce yazacak herhalde, yok! O da bu defa latin alfabesiyle ama Çince yazdı! Anlamadığımızı onlara yine anlattık.. Eee ama yani biz daha ne yapalım siz de hiç anlamıyorsunuz der gibi bakıp aynı yazıları kah heceleyerek, kah vurgulayarak okuyup anlamamızı beklediler. Hayır teyzecim ne kadar yavaş okursanız okuyun anlamayacağız demeye çalışıyoruz ama beyhude. 5 kişinin ümitsizce dialogunu gören çevre sakinleri de konuya dahil oldu. Herkes bir şekilde okuyuşu, vurguyu, ses tonunu değiştirerek denedi, en son bir adam gelip kağıda “Hold are you” yazdı. “How are you?” ile “How old are you?” karışımı bir şey, “How old are you?” olduğuna karar verdik sevinerek. 31 yazdım. Demek ki teyze yaşımızı merak etmişti. Birbirlerine bakıp 31 diye tekrarladılar. Konu çözülünce herkes memnun bir şekilde yerlerine geri döndü.

IMG_4487 IMG_4491

Uykuyla uyanıklık arasında saatler geçti ve sonunda sabah 5buçuk gibi Pingyao tren istasyonundaydık.

DSCN1599

Unesco’nun dünya mirasları listesinde yer alan, en iyi korunmuş antik şehirlerden Pingyao’ya gelmiştik. Taksi ile hostelimize gidip, bir kaç saat dinlendikten sonra şehri gezmeye başladık. Pingyao surlarla çevrili çok küçük bir şehir, aynı tip evleri ile yaşanılası değil seyredilesi bir havası var. Surların dışı yeni şehir, sur içi ise tarihi dokusu bozulmamış evlerden meydana geliyor. Yağmura rağmen uzun uzun dolaştık şehrin sokaklarında, çok fotoğraf çekemesek de şehrin tadını çıkardık. Küçük sokaklarını iç içe avlulardan oluşan şehir yapısını inceliyoruz. Akşam hostelimizde dinlenip tren yolculuğumuzun tüm yorgunluğunu attık üzerimizden.

DSCN1634 DSCN1648

Yeni güne yağmursuz uyanmak sevindirdi bizi. Hızlı bir kahvaltıdan sonra tekrar dolaşmaya başladık. Yine peş peşe bir çok avludan oluşan idari binaların, mahkemenin, hapishanenin, eski şehir yönetim yapılarının yer aldığı antik şehri gezdik. Küçük ve renkli dükkanlarını dolaştık.

DSCN1697 DSCN1741

Küçük şehir Pingyao’daki küçük gezimizi tamamlamıştık. Xian’a gitmek üzere şehirden ayrılma vakti gelmişti Acaba tren yolculuğumuz bu defa nasıl olacaktı?

Post Navigation