Tibet’e Yolculuk, Chongqing, Chengdu Günlükleri

Seyahatimizi planlarken bizi en heyecanlandıran yerlerdendi Tibet. Mistik ve büyüleyici, ulaşılması zor ülke.. Ortalama 4900m yükseltisi ile dünyanın çatısı.. Uzun süre yabancılara kapatılmış olan Tibet’e girmek kolay olmayacaktı biliyorduk. Ancak prosedürel zorluklarının yanına çıkan aksilikleri de ekleyince, Tibet’e gitmek düşündüğümüzden daha zor oldu.

DSCN3120  DSCN3237
Öncelikle Tibet’e yalnız seyahat edemiyorsunuz, bir tura katılmanız devlet tarafından zorunlu tutuluyor. Çin’e bağlı olan Tibet’e girmek için sadece Çin vizesi de yetmiyor, özel bir izin almak gerekiyor. Dahil olduğunuz tur günlerini içeren izni tur şirketi sizin adınıza çıkarıyor. Bu arada trenle mi uçakla mı seyahat edeceğinizi, nereden binip nerede ineceğinizi de bildirmeniz zorunlu ve en önemlisi tur fiyatları çok yüksek. Bizim gibi düşük bütçeyle seyahat edenlerin 1 aylık ortalama masrafından fazla 1 haftalık Tibet turları.

İnternette araştırıp mail attığımız tur şirketlerinden biriyle uzun pazarlıklar sonucunda fiyatta anlaştık. Çin’deki ulusal tatil bittikten hemen sonra Tibet’te olacağız. Turumuz 9 Ekim’de başlıyor ancak 7 Ekim’de Chengdu’dan trene bineceğiz. 44 sattllik tren yolculuğu bizi bekliyor!
Son haftanın tüm planını  en geç ayın 6’sında Chengdu’da olmak üzere yaptık. Zhangjiajie’de uzun bir uğraştan sonra (Bkz. Zhangziajie Günlüğü) önce Chongqing’e oradan Chengdu’ya gidebileceğimizi öğrenmiş ve biletlerimizi almıştık.

IMG_4867      IMG_4868
Chongqing bileti tamam, Chengdu tamam, Tibet bileti ve izni de tamam.. Her şey yolunda görünüyordu, henüz!!
Chongqing’e 10 saatlik konforlu sayılabilecek bir otobüs yolculuğu ile geldik. Şehri gezmeyecektik, sadece dinlenip ertesi gün Chengdu’ya gidecektik.
Lüks sayılabilecek bir sitenin apartman dairesinde yer alan hostelimizin mutfağı olduğunu gördüğümüzde  gözlerimiz parlamıştı, mutfağı olan hostelle karşılaşmak kolay değildi ve biz noodle dışında bir şeyler yemeği gerçekten çok özlemiştik. Yol yorgunu olduğumuz için mutfağı o gece kullanmasak da ertesi gün yaptığımız mantarlı tavuk sote ve pilav ile keyfimize diyecek yoktu 🙂

IMG_4836  IMG_4837

Yemeğin rehavetinden midir bayram kutlamalarına daldığımızdan mıdır bilinmez (kurban bayramının birinci günüydü) ağır ağır hazırlanarak tren istasyonuna pek gönülsüz gittik. Biletimizi gösterip bekleyeceğimiz yeri görevliden öğrenmeye çalışırken, adamların endişeli tavıları sonrasında “yine ne oldu acaba” duygusu ile “adamların bunu bize Çince anlatması kaç dakikalarını alacak acaba” merakı arasında gidip geldik. Bir kaç dakika sonra olayı anlamıştık. Koşarak taksiye bindik, yanlış tren istasyonundaydık! Biletimizi gösterip acelemiz olduğunu anlattığımız taksici, yol boyunca bize, trafiğe, her şeye söylendi, ne söylediğini anlamasak da güzel şeyler söylemediği konusunda hem fikirdik. Diğer tren istasyonu düşündüğümüzden uzaktı ancak çantalarımızla taksiden inip koşmaya başladığımızda hala umudumuz vardı. Güvenlik taramalarında durmayıp, görevlilerin şaşkın bakışları ile istasyonda koşarak ilerlediğimizde ise umudumuz yavaş yavaş kaybolmak üzereydi. Arkamızdan koşturan görevlilere laf anlatmaya çalışarak iki çantayla koşmak hiç kolay değildi. Nefes nefese vardığımız çıkış kapısındaki görevliye biletimizi uzattığımızda camdan usulca uzaklaştığını gördüğümüz tren bizim trenimizdi, yetişememiştik!

Bu kadar sık yolculuk yaparken tren kaçırmak olası bir durumdu ancak son bir haftanın tüm planını bu trene göre yapıp, bu tren için Chongqing’e gelip, tüm gün otelde oturup sonunda treni kaçırmamız gülmekle ağlamak arası bir duygusallığa sürükledi bizi 🙂 İlk şaşkınlığımızı atlattıktan sonra uzun uzun gülmeyi tercih ettik, kızacak kimse yoktu, bizim hatamızdı ve kendimize kızmaya da gönlümüz razı olmadı 🙂 Giden gitmişti şimdi yeni plan yapmalıydık, yarın Chengdu’ya varmamız gerekiyordu. İlk trenin bir sonraki gün akşam olduğunu, otobüs terminalinin ise bu saatte kapalı olduğunu öğrendikten sonra o gece istasyonda sabahlamaya karar verdik. Bir çeşit kendini cezalandırma, belki bize ders olur da bir daha nereye gideceğimizi bilmeden yola çıkmayız diye. İki büyük istasyon olduğunu bildiğimiz şehirde, “Bence burası” diyerek tren istayonuna gelinir mi arkadas? Aslında ipuçlarının orası olmadığını anlattığını sonradan anladık ama geçmiş olsundu 🙂
Trenler birer birer kalkarken istasyon boşalmaya başladı, biz de güzel bir yer seçip uyumaya başladık. Gecenin bir saati “burada uyuyamazsınız üst kata geçin” diyen görevliyi uykulu gözlerle takip edip bir üst kata çıktık, sabahlayan diğer yolcuların arasına katılıp uykumuza kaldığımız yerden devam ettik.
Sabahın ilk ışıkları ile otobüs terminaline gidip biletlerimizi aldı, çok beklemeden kalkan Chengdu otobüsüne bindiğimizde, otobüsün ekstra maliyetinin bütçemiz üzerindeki etkisi üzerine uzuuun bir sohbete başlamıştık 🙂 Öğleden sonra Chengdu’ya varmıştık. Sonunda!

Kalacağımız hostel villa tipi evlerin yer aldığı çok güzel bir yerdeydi ancak şehre biraz uzaktı. İlk gece yatakhanede kaldık ancak sonraki gece terastaki çadırda 5’te 1 fiyatına kalarak ( kişi başı yaklaşık 3.5 TL ) fazladan verdiğimiz otobüsün parasını çıkarmaya çalıştık 🙂

Sichuan bölgesinin başkenti olan Chengdu Batı Çin’in en büyük şehirlerinden biri.

DSCN3092 DSCN3094

Büyük şehir gezmek çok ilgi çekici gelmediğinden, Chengdu deyince akla gelen Panda yetiştirme ve araştırma merkezine gitmeye karar verdik.

DSCN3073 DSCN3058

Yeni doğmuş bebek pandaları, bütün miskinliği ile bambu yiyen büyük pandaları, tilki görünümlü kırmızı pandaları izleyip onlar hakkında bilgiler alarak geçirdik bir kaç saatimizi.

DSCN3042 DSCN3039

Şehrin ana meydanında ve caddelerinde biraz dolaşıp, 44 saat sürecek Tibet yolculuğumuz için yiyecek alışverişi yaptık.

IMG_4871– Bu akşam trende noodle yeriz, yarın sabah kahvaltı yaparız. Öğlen 2 noodle yesek, akşam da 2 noodle. 6 tane alalım bence.
– Trene gitmeden önce yemek yemeyecek miyiz?
– Yeriz tabii. Tamam 8 olsun .

8 noodle aldık. Gerçekten aldık. Meyve, sebze, ıvır zıvır bir de 8 noodle aldık. Maketten çıkarken acaba abarttık mı diye düşünmedik değil ama nasıl bir aç kalma korkusuysa o kadar poşeti üşenmeden taşıdık tren istasyonuna kadar (Buarada trenlerde her şey satılıyor, belki biraz daha pahallı ama aslında noodle başta olmak üzere hemen hemen her şey var. Ayrıca 44 saatlik yolculuk olunca yemek de oluyormuş, bunu trene binince öğrendik )
Tüm çanta ve poşetlerimizle birlikte sonunda trene binmiştik. Yataklı vagonun en ucuz bileti olan 3. kata çıkmaya alışmıştık. Bir çırpıda 3. kata çıkıp, profesyonelce çantaları yerleştirirken aşağıdaki amcalar, sizin yeriniz 3 değil 1 diye bizi uyardı. 1. kattaydık, bizi daha mutlu edebilecek bir şey olamazdı o an ( belki zeytinyağlı sarma 🙂 ).

IMG_4886 IMG_4887

Birinci katta sadece yatmamız gerekmiyordu rahatça oturabiliyorduk kafalarımız tavana çarpmadan, ayrıca aramızda bir masamız bile vardı 🙂 Çok keyifliydik, tüm aksiliklere rağmen sonunda hayalini kurduğumuz Tibet’e gidiyorduk, 1. katta seyahat ediyorduk ve bir sürü noodle’ımız vardı 🙂
– 44 saat boş vaktimiz var süper. Tüm işlerimizi toparlayabiliriz. Yazılarımızı yazarız.
– Fotoğrafları seçmek lazım. Yedeklemelerimizi de yaparız.

Gün içinde gezmekten koşturmaktan yapmaya fırsat bulamadığımız ama yapmamız gereken tüm işlerimiz için hediye edilmiş 44 saatimiz var diye bakıyorduk bu iki günlük yolculuğumuza.
Çin’den Tibet’e geçerken manzara tamamen farklılaşmıştı. Usulca yükselen trenin sesi eşliğinde yüzümüzü tren camına dayayıp bambaşka bir coğrafyada gün doğumunu izlemenin tarif edilmez zevki, şiirsel tadı.. Bazen içinde bulunduğum anı kıskandığımı hissediyorum 🙂

IMG_4880  IMG_4883
Uzaklardan görünen dağların karlı zirveleri,  çoraklaşan topraklar, yeşilden sarıya dönen doğa manzarası karşısında büyülenmemek imkansızdı.
– Nasıl ya geldik mi?
– ???
– Geldik galiba herkes toparlanıyor, saat kaç?
– ???

44 saat nasıl geçti nasıl anlamaz ki insan. İşlerimizin hemen hemen hiç birini yapmadan, nasıl olsa çok vaktimiz var bir film daha izleyelim sonra başlarız öğrenci psikolojisiyle çekirdek yiyerek, film izleyerek, uyuyarak muhteşem manzaranın tadını çıkararak geçirmiştik 2 günü.

IMG_4873  IMG_4879
Pişman değildik. Yine olsa yine yapardık.
Hızla toparlandık, çantalarımızı yüklenip,  Lhasa tren istasyonunda indik.. Kutsal şehir Lhasa’ya gelmiştik.

Post Navigation