Toba Gölü & Gunung Leuser Günlüğü

Nias adasından başlayan, 28 saatlik minibüs-feribot-otobüs yolculuğu sonunda Toba gölüne akşam 7’de varıyoruz. Endonezya’da bir yerden başka bir yere gitmek çok vakit alıyor. Uzun kara-deniz yolculukları yapmamız gerekiyor. O yüzden uzun yolculuklarda tek gecelik bile olsa küçük molalar veriyoruz, Toba gölü’de bizim mola durağımız. Buraya bile 28 saatte geldik!

DSCN6999

Toba Gölü, 100km uzunluğu 30 km genişliği ile dünyanın en büyük volkanik gölü, aynı zamanda sırtçantalı turistlerin de uğrak noktası. 74000 yıl önce, son 2 milyon yılın en büyük volkanik patlaması sonucunda meydana gelen gölün üzerindeki adalardan olan Samosir adasındaki Tuktuk köyünde kalıyoruz.

DSCN7028

Göl kenarında çok şirin bir hostel buluyoruz. Sabah bir kaç saatlik bir yürüyüş yapıyoruz köyde. Keşke uzun vakit geçirebilseydik ancak gitmek zorundayız. Tayland uçağımızdan önce Gunung Leuser National Park’ına gidip yağmur ormanında trekking’e katılmak istiyoruz. Belki başka zaman uzun vakit geçiririz diyerek ayrılıyoruz Toba gölünden.

DSCN7037

Yüksek sesli Endonezya müzikleri eşliğinde yaptığımız 9-10 saatlik yolculuk sonrasınd,  Kutancane kasabasına planladığımız saatten daha geç varınca, geceyi kasabada geçirmek zorunda kalıyoruz. Gitmek istediğimiz Ketambe’ye ancak sabah araç olduğunu öğreniyoruz. Aynı minibüste 10 saat seyahat ettiğimiz 67 yaşındaki amca ve eşi kalacak yerimiz olmadığını görünce geceyi geçirmek üzere evlerine davet ettiklerinde, önce biraz tereddüt etsek de kabul ediyoruz kibar davetlerini. Mutevazı evlerini bize açan amcanın az da olsa İngilizce konuşabilmesi bizim için büyük şans. Tıp okurken yarım bırakan kendini inancına adayan, hayatını dini araştırmalara ve eğitimlere adamış olan Endonezyalı amca Java adasındaki dini eğitimden geldiğini anlatıyor bize.

IMG_5937  IMG_5938

Evlerinde hemen hemen hiç bir eşya yok. Ne bir masa, ne bir sandalye.. Gerek yok dedi, ben en azla yaşıyorum. Ekmeklerini bölüşüp çaylarını içtik, yer yatağı hazırladılar bizim için, çok sivrisinek olur diye tülden örtü ile çevirdiler yatacağımız yeri, cibinlikli yatağımızda çok konforlu olmasa da huzurla uyuduk yan odadan gelen dua sesleri eşliğinde. Sabah erkenden uyandık. Pirinç ve yumurtalı kahvaltı sonrası ilk otobüs saatine kadar oturttu amca bizi yanına, açtı ingilizce-arapça kitabını dini eğitime başladı. Bize karşı bu kadar naziklerken onları kırmak olmazdı, kırdık dizimizi oturduk kitabın başına. Yolculuğumuzdaki en farklı, en unutulmaz anılarından biri oldu Endonezya’lı bu aile. Bambaşka bir kültürün, bambaşka bir dünyanın içine girdik misafir olarak. İkinci defa hissettik farklıya tahammülün ne kadar büyük bir nimet olduğunu. Ne onlar üzerimizdeki kıyafetlerden dolayı bizi ötekileştirdi ve biz onları. Kara çarşaflı teyzenin sadece gözlerini görebilmiştik ancak gözleriyle gülümseyip bizi ağırlayabileceği en güzel şekilde ağırlamıştı. Sonsuz minnet duygumuz bizim de gözlerimizden okunuyordu muhakkak. Teşekkürlerimizi sunup ayrıldık yanlarından 1 saat sonra Ketambe’ye varmıştık.

DSCN7067

O gün dinlenip etrafı gezerek, 2 günlük “jungle trekking”imizi ayarladık. Yarın sabah yola çıkıyoruz rehberimizle. Eğer şanslıysanız doğal ortamında orangutan görebilirsiniz dediler, ancak garantisi yoktu maalesef. Turistik Bukit Lawang’a gitmekten son anda vazgeçmemizin sebebi de bu değil miydi, hayvanat bahçesinde orangutan görmekten farklı olmayacaktı Bukit Lawang, parasını verip elimizle onları beslemek de istemedik, gerçekten doğada yaşayan orangutanları görmeye geldik şansımıza güvenerek. “Orman adamı” anlamına gelen orangutanlar dünyada sadece iki yerde bulunuyor: Bulunduğumuz Sumatra adası ve Malezya’nın Borneo Adası. Sumatra’da yer alan cinsinin doğada sadece 7000-7500 tane olduğu söyleniyor. Borneo’daki cinsin ise doğada yaklaşık 50000 bireyi bulunuyor. Yani şansa gerçekte ihtiyacımız var görebilmek için..

DSCN7072

Yağmur ormanında ilk defa dolaşıyorduk. Her şey o kadar büyüktü ki. Tüm yapraklar, ağaçlar..

DSCN7121 DSCN7185

DSCN7177 DSCN7131

Doğada olmak çok güzeldi, Endonezya’da geçirdiğimiz koşturmacalı 1 ay sonunda bu yürüyüş dinlendirmişti bizi.

DSCN7250 DSCN7133DSCN7148 DSCN7245

Farklı böcekler, kuşlar, mantarlar, ağaçlar derken rehberimiz bir ağacı işaret etti. Evet beklediğimiz orangutanla karşılaşmıştık. Biraz daha yaklaştık. İki taneydiler.

DSCN7101

Uzaktan fotoğraf çekmek çok kolay değildi.

DSCN7103

Orangutanların her gece ağaçlarda yeni yuva yaptıklarını öğrendik. Bir kullandıklarını bir daha kullanmıyorlarmış. O yüzden iki günlük gezimiz boyunca bir çok terk edilmiş orangutan yuvası gördük.

DSCN7191  DSCN7195

Akşam, rehberimizin muşambadan yaptığı nehir kıyısındaki çadırımızda kalıp mum ışığında gezimizin 4. ayını kutladık 🙂 Bastıran yağmurun sesini dinleyerek uyuduk.

Sabah gezmeye devam ettik ancak kalabalıklar halinde gezen, o ağaçtan bu ağaca atlayan “normal” maymunlardan başka bir şey göremedik.  Öğleden sonra dönüş yoluna geçtiğimizde yolda karşılaştığımız başka bir turist, iki günün sonunda orangutan göremediğini söyleyince onun adına üzülsek de kendi adımıza şansımızdan memnun olarak gezimizi tamamladık. Aynı akşam yeniden yollara düştük. 12 saatlik yolculuk sonrası sabahın ilk ışıklarıyla vardığımız Medan’da doğrudan havaalanına gittik. Yeni bir ülke Tayland’a geçme zamanımız gelmişti.

 

Comments

comments

Post Navigation