Xian Günlüğü

Tren yolculuklarına artık alıştık. Bu defa yataklı vagonumuz olacak, hem de yol kısa sadece 10 saat, daha önceki yataklı vagon deneyimimizin çok iyi olmasının verdiği rahtalıkla tren istasyonunda bekliyorduk. Trene bindiğimizde ilk şaşırdığımız şey kompartman kapılarının olmamasıydı, yataklar yanyana dizilmişti, yanlardaki paravanlarla diğer kompartmanlardan ayrılıyordu ancak önleri açıktı. Yataklarımızı ararken ranzaların 2 katlı değil 3 katlı olduğunu farkettik, en üst kata çıkmak zor olmalıydı(!)

IMG_4525

Yataklarımızı bulduk ama aynı kompartmanda değildik ve tabii ki ikimiz de üçüncü kattaydık. Yatağa oturarak sığmak mümkün olmadığı için hemen uyuduk, kaçıncı katta olursak olalım yataklı vagon gibisi yoktu 🙂 Sorunsuz bir yolculuktan sonra sabahın ilk ışıklarıyla Xian’a varmıştık. 6000 yıllık tarihi ile Çin’in en eski şehirlerinden olan Xian aynı zamanda ipek yolunun başlangıç noktası. Büyük şehir görünümünde küçük bir şehir olan Xian’ın etrafı surlarla çevrili ancak şehir sur dışına doğru da çok büyümüş.

IMG_4537 IMG_4536

Gördüğümüz diğer şehirlerden farklı olarak şehirde 80 bin civarında müslüman yaşıyor. Merkezde geniş bir alanda yer alan müslüman mahallesi ve pazarı şehrin en hareketli bölgesi. Çekik gözlü takkeli adamları, baş örtülü Çin’li kadınları görmek gerçekten ilginç.

IMG_4551 IMG_4547

Bu pazarın sonunda yer aldığını bildiğimiz büyük camiyi yukarılara bakarak arıyoruz. Cami olduğuna göre bir minaresi vardır diye düşünüyoruz ama yanılmışız. Budist tapınak mimarisindeki yapının minaresi yok, alışık olduğumuz minarelere hiç benzemeyen minare diye adlandırılan yer tadilattaymış.

DSCN1767

Üzerimizde şort olduğu için ibadet edilen yere giremedik, şöyle bir kapıdan bakıp geçtik. Şehrin görülmesi gereken yerleri birbirine çok yakın yürüme mesafesinde.

DSCN1909 DSCN1930

Drum tower, Bell tower, şehir kapısı gibi turistik yerleri yağmur altında gezip hostelimize geri döndük.

DSCN1841

İkinci günümüzde Xian’ın en turistik yeri olan Terra Cotta savaşçılarını görmeye gittik. 20. yy’ın en önemli arkeolojik kazısı kabul edilen Terra Cotta savaşçıları 1974 yılında bir köylü tarafından tesadüfen bulunmuş. Hükümdar Qin Shi Huang öldükten sonra kendisini koruması için pişirilmiş topraktan ( terracotta pişirilmiş toprak demekmiş) bir askeri ordu yaptırmış.

DSCN1839

Hepsi gerçek insan boyutunda yapılmış ve hepsinin ifadesi birbirinden farklı yaklaşık 10 bin toprak asker bulunmuş.

DSCN1797 DSCN1795

Rütbeleri, taşıdıkları silahlar, at arabaları, savaş arabaları ile gerçek bir ordu görünümündeki bu askerler şehre 1 saat uzaklıktaki müzede sergileniyor. Turist kalabalığı ile birlikte gezdiğimiz müzeden ayrılıp şehir merkezine geri döndük.

DSCN1852 DSCN1824

Hafta içi her gün aynı saatte uyanıp, haftayı çoğunlukla “cuma’ya kaç kaldı?” psikolojisiyle tamamlayan bizler yolculuğumuz boyunca tarihe sadece bilet alırken bakıyorduk, ama bugün durum farklıydı. Bugün yolculuğumuzun birinci ayı dolmuştu 🙂 Birinci ay dönümümüz şerefine çamaşırlarımızı yıkatıp, Çin’in güneyine inerken tertemiz bir başlangıç yapacaktık 🙂 Şehirde gezilecek çok yer yoktu, yağmur da yağmaktan vazgeçmemişti. Bu yüzden vaktimizin çoğunu hostelimizde geçirdik. Yaklaşık 1 yıldır tek başına Asya’yı gezen Belinda ile burada tanıştık. Bize gideceğimiz yerler hakkında uzun uzun bilgi verip fotoğraflarla anlatan Belinda ile şehirde bir gün dolaşıp şehrin en büyük budist tapınağı olan “Wild Goose Pagoda” nın yer aldığı bölgeyi gezdik. Sanırım tapınaklara doymuştuk, pek ilgimizi çekmedi.

IMG_4588 IMG_4583

Akşam, Çin çayı demlemeyi öğrenen Banu’nun demlediği çayı hosteldeki herkesle birlikte içerek sohbet ettik. 4 gece kaldığımız Xian’da yeteri kadar dinlendiğimize göre artık güneydeki ilk durağımız Lijiang’a gidebilirdik hem de uçakla 🙂

Post Navigation